Bıçağın Anatomisi

Bıçak, biçmek fiilinden türemiş bir isimdir.
Türk Dil Kurumu bıçak için:

1. isim Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç
“Bıçağı sürte sürte ipin uzunca bir parçasını kesti.” – Y. Atılgan

2. Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç
“Basımevi bıçağı.”

diyor.
Bu, tartışmaya açık bir tanım olsa da (bıçağı baltadan veya makastan ayıramaması, çelik şartı getirmesi gibi) bıçağın en önemli işlevini ‘’kesmek’’ olarak açıkça ortaya koymaktadır.

Bıçakları, üzerlerindeki bölüm ve parçaları ifade etmek için hem Türkçede hem de yabancı dillerde pek çok kelime kullanılmaktadır. Özellikle detaylara inildikçe, kullanılan tüm bu isimlerin yaygın ortak kullanımlarının hemen her dilde azaldığı görülmektedir. Sağlıklı iletişim kurabilmek için, zaman zaman, isimlerin yerine tariflerin kullanılması zorunlu olmaktadır. Uluslararası literatür ağırlıklı olarak İngilizcedir ve farklı dillerden transfer edilmiş kelimeler içermektedir.

Teknolojinin, imalat biçimlerini ve literatürü etkilediği de bilinen bir gerçektir.

Kolay görünen bu zor yazı, bıçakların bölge ve parçalarını belirtmek amacıyla kaleme alınmıştır. Hem uluslararası literatürde hem de dilimizde bıçakların hangi kısımlarına ne isimler verildiği tarif ve tanımlarla yansıtılmaya çalışılmıştır. Böylelikle, bilgi edinmeyi ve sağlıklı iletişim kurmayı kolaylaştırmak hedeflenmiştir.

İşaret edilen bazı kısımlar hakkında daha fazla bilgiyi, ‘’Bıçak Sınıflandırmaları’’ ana başlığı altındaki diğer yazılarımızda bulabilirsiniz.
Öncelikle bıçağın önü ve arkasının ne demek olduğunu belirtelim ve sonra üzerindeki bölümlerin açıklamasına geçelim.

Tek taraflı bıçakların keskin kenarının bulunduğu kısım ön, sırt kısımları ise arka olarak nitelenir. Yine tek taraflı bir bıçağı, uç kısmı kuzeyi ve keskin kenarı batıyı gösterecek şekilde harita üzerine koyduğunuzda size görünen yüzüne ön denilir.

Bıçak üzerindeki bölümler ve açıklamaları:
1- Namlu: Sap dışında kalan, bıçağın işlevselliğini sağlayan bölümdür. Farsça kökenli bu sözcüğün ilk anlamı tabanca ve tüfek gibi nesnelerin ucundaki boru şeklindeki parçadır. Namlu sözcüğünün ikinci anlamı olarak TDK:
‘’Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü’’ demektedir.
Yabancı literatürdeki karşılığı, ‘’Blade’’ kelimesi olarak gösterilebilir.
Saptan sonra hemen keskin kenar başlamayabilir. Bu alanlar genellikle namlu başlığına dâhil edilirler.

2- Uç-Uç Noktası (Point-Tip): Pek dikkat edilmeyen unsur, uç ile uç noktası arasındaki ayrımdır. Zaman zaman birbiri yerine de kullanılmaktadırlar. İngilizce metinlerde de (point ve tip) durum aynıdır. Ne var ki uç yapıları anlatılırken kullanılan (drop point, clip point vb.) terimler ‘’point’’ kelimesinin tüm uç kısmını ifade eder şekilde kabul edildiğinin göstergesidir. ‘’Uç noktası’’ ifadesinin, adı üzerinde, bıçağın en ucunda yer alan en sivri kısım için; ‘’Uç’’ kelimesinin ise, uç noktası ile kavuşmak üzere açılanmanın başladığı (bıçağın eninin azalmaya başladığı) namlu kısmının tamamını ifade etmeye yönelik kullanılması yerinde olacaktır. Ne var ki, açılanma hem ön hem arkadan ve değişik noktalardan başlayabilir. Bıçağın tarzına göre farklılıklar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla, bir başka yaklaşıma göre ise uç kelimesi ile ifade edilen kısım, uç noktası ve uç noktasına doğru incelmenin (bıçağın et kalınlığında) başladığı nokta arasıdır.

3- Burun (Belly): Asıl olarak, keskin kenar tarafında bulunan uç noktasından gelen kavisin, keskin kenarı aştığı (altındaki keskin kenarın önüne geçtiği) durumlarda, bu yay şeklindeki kavisi -daha spesifik olarak oluşan çıkıntıyı- tanımlamak için kullanılan terimdir. Bununla beraber, keskin kenarın uç kısmından uç noktasına uzanan kavisi karşılar biçimde de kullanılmaktadır.

4- Uç Kısmın Arkası Hakkında: Namlunun, özellikle uç kısmının, arkasının inceltilmesi konusu kavram kargaşasına yol açabilecek niteliktedir. Pek çok yanlış kullanım görülmektedir. Uzlaşıdan uzak karışık kullanımlar mevcuttur.
Bıçağın uç kısmının arkası (bazı örnekler dışında) hem et kalınlığı hem bıçak genişliği olarak incelir. Et kalınlığının incelmesi veya incelmemesine bağlı isimler kullanılır.

Sıklıkla karıştırılan iki isim ‘’swedge’’ ve ‘’false edge’’dir. En kestirmeden, aralarındaki farkı şu şekilde ortaya koymak mümkündür: Eğer bıçağın arkası inceltilmiş ise ‘’swedge’’ olarak adlandırılır. Bu kısım bilenmiş ve keskin hâle getirilmişse ‘’false edge’’ ismi kullanılır.
Kavram karışıklığının bir nedeni ‘’false’’ kelimesinden kaynaklanmaktadır. False ismi ‘’sahte’’ anlamıyla değerlendirildiğinde, bu kenarın keskin olmaması gerektiğini çağrıştırmaktadır. Oysa bunu ‘’aldatıcı’’ anlamıyla değerlendirmek gerekir. Rakip, beklediği yönün aksine bir hareket sonucu şaşırarak darbeye maruz kalabilir.

Uç kısmın arkasının bilenmesi sonucu bıçak, çift taraflı bir bıçak olarak nitelendirilmez. ‘’False edge’’ ismini alır. Hangi noktada çift taraflı bıçak sayılacağı konusunda, uç kısmın arkasının namlu boyuna göre oranlarından hareketle kriterler oluşturma yoluna gidilmektedir.

Çoğunluğu ‘’edge’’ yani kenar kelimesini çağrıştırdığı görülen kelimeler literatürde yer almaktadır.

‘’Wedge’’ kelimesi ise kıskı-takoz anlamına gelmektedir. Bu aletin kalın arkalı ve ince uçlu üçgen yapısı, uygulanan baskıyı incelen ucunda toplar, bunun yanında, içine girdiği cismin ayırdığı parçalarını yana (tek yönlüde) veya yanlara (çift yönlüde) iter. Bıçak terminolojisinde, sırtın ve uç kısmın arkasının keskin olmadığı ve inceltilmediği bıçakları tarif etmek için kullanılmaktadır. Ne var ki, ağız açım çizgisi uç noktasından geride olan bıçaklarda uç kısmın arkası doğal olarak incelir. Klasik satır ve baltalarda, sırt ve keskin kenar arasında, klasik kıskı-takoz wedge yapısı görülebilir.

2009 yılında Kanadalı Tasarımcı Brent Beshera kendi ismiyle anılan Besh-Wedge formunu ortaya koymuştur. Dip-uç doğrultusunda bir kıskı-takoz formu oluşturmuştur. Bu formda, kalın-kalınlaşan kenarlar uçta bir üçgen oluşturacak şekilde kavuşmaktadır denilebilir. Bu yapıda, et kalınlığı değil, bıçak genişliği incelir.

‘’Swage’’ kelimesi de literatürde kullanılmaktadır. Aslında bu, madeni eşyayı şekillendirme kalıbıdır. Namlunun bu şekilde işlem gördüğüne ve muhtemelen inceltildiğine delalet eder. Tam bir keskinliğin bu yöntemle elde edilmesi zor görülmektedir. Swedge kelimesi ile paralel kullanıma sahiptir ve muhtemelen kökenini teşkil etmektedir. Ne var ki, başta söylendiği gibi çok farklı kullanımlar ve değişik açıklamalar görülmektedir.

5- Ağız: TDK, 8. anlam olarak, ‘’kesici aletlerin keskin tarafı’’ tanımını yapmıştır. Ağız kelimesi keskin kenar (sharp edge) ile eş anlamlı kullanılabildiği gibi ikinci bir anlamı daha vardır. Bıçaklar, keskin kenarlarına doğru belli geometrilerle (Bkz. ağız açımı isimli yazımız) inceltilirler. Birden incelme mümkün değildir ve incelme belli bir eğimle sağlanır. Dolayısıyla, inceltilme işlemine başlanan hat (ağız açım çizgisi-grind line) ile incelmenin tamamlandığı keskin kenar arasında (incelmenin başlayıp sürdüğü) bir bölüm söz konusu olur. ‘’Blade grind’’ de denilen bu bölümün karşılığı olarak ağız kelimesi kullanılabilmektedir. Bileme çizgisine sahip bıçaklarda, ağız açım çizgisi ile bileme çizgisi arasında kalan bölüme ‘’primary bevel’’ de denilmektedir.

6- Keskin Kenar (Sharp Edge-Cutting Edge): Arka tarafa sırt denildiğinden, tek taraflı bıçaklarda, sadece kenar (edge) olarak da anılabilmektedir. Bu bölümü karşılamak için, dar anlamıyla, ‘’ağız’’ kelimesi de kullanılmaktadır.

7- Ağız Açım Çizgisi (Grind Line): Ağız boyunca kenarına doğru inceltilen bıçağın, inceltilmeye başlandığı sınırı ortaya koyan çizginin ifadesidir.

8- Bileme Çizgisi (Secondary Bevel-Secondary Edge): Sıfır (zero) olmayan bıçaklarda, keskin kenarda, bileme açısının ağız açımı ile farkı sonucu ikinci bir mini ağız ortaya çıkar. Bu minik ağızın ağız açım çizgisi ile keskin kenar arasında kalan hat, bileme çizgisini oluşturur. Sıfır bıçaklarda ise bileme çizgisi, ağız açımının devamıdır.

Ağız açım geometrisi ve mikroskobik hassasiyetler dikkate alınarak, ikinci bir ağızdan söz etmemenin mümkün olup olmadığına dair tartışmalar yapılmaktadır.

9- Yanak (Cheek): Bıçağın her iki yüzünde, ağız açım çizgisinin (grind line) gerisinde kalan tıraşlanmamış bölgelere verilen addır. Ricasso’nun uca uzanan devamı kabul edilebilir.

10- Sırt ve Omurga (Back and Spine): Sıradan bıçaklarda, namlunun arkası ve çelik kalınlığının en yüksek olduğu kısımdır. ‘’Sırt-arka’’ (back) olarak adlandırılması uygundur.

Çift taraflı simetrik-asimetrik veya arkası inceltilmiş bıçaklarda prensip yine değişmez, namludaki çelik kalınlığının en yüksek olduğu hat, en arkadan tam ortaya veya orta yakınlarına kayar. Bu durumda, söz konusu hat için ‘’omurga’’ (spine) demek yerinde olacaktır.

11- Ağız Başlangıç Çizgisi (Plunge Line): Her zaman ağız eninde düz bir çizgi oluşturmadığından ‘’grind termination’’ da denmektedir. İstisnalar dışında, boyu en yukarıdaki uç noktasına kadar devam edecek ağızın aşağıdaki başlangıcıdır.

12- Ricasso: En kısa ifadeyle namlu ile sap arasındaki tıraşlanmamış, kalın yüzeydir. Spesifik İtalyan kılıçlarından ilhamla bıçak terminolojisine girmiş ve bugünkü anlamına gelmiştir. Sap ile tıraşlanmış bölge arasında geçiş sağlar ve bıçağa güç kazandırır.

Zaman zaman yanak (cheek) ve hatta kalın omurgaları (spin) bu bölümle bir kabul edip hepsini kapsayacak şekilde, namlu boyunca uzanan tüm tıraşlanmamış bölgelere ricasso denildiğine rastlanmaktadır. Oysa, ağız başlangıç çizgisi (plunge line- grind termination) ile sap (eğer kullanılmışsa ön balçak üstü) arasında kalan tıraşlanmamış bölge için kullanılması doğru olacaktır.

13- Choil: Geniş anlamıyla, keskin kenar ile sap arasında kalan kenar kısımdır. Diğer ifadeyle, ricasso bölümünün önündeki kenardır. Genellikle içbükey bir parmak yuvası (finger groove) oluşturacak şekilde kullanılsa da farklı türleri bulunmaktadır. Düz de bırakılabilirler.

Dolayısıyla geometrik fark ile keskin kenardan ayrılanları söz konusudur. Bunların da bilenmeleri tercih edilmez. Çünkü hem parmak yuvası olarak kullanılmaya uygun olmaktan çıkarlar hem sapın bilemeyi engellememesi için mesafe bırakılması prensibinden uzaklaşırlar hem de dövüş hareketlerinde rakibin silahına yönelik hamlelerde (spekülatif bir konudur) zayıflık ortaya çıkabilir. Buna karşın üst kısımları yarıya kadar bilenebilir. Böylelikle, kesmeye saplayarak başlamaya hizmet eden bir fonksiyon sunarlar.

Girinti oluşturan Choil’e çentik (notch) da denilebilmektedir. Fakat çentik kelimesi ek tanımlara muhtaç olduğundan fazla tercih edilmez. ‘’Balçağın üst kısmındaki parmak yuvası’’ ya da ‘’ricasso önündeki parmak çentiği’’ gibi tamlamalara muhtaç kalınır. Parmağın sığamayacağı kadar küçük boyutta değişik geometrilerde çentikler de kullanılabilir. Boylarına veya biçimlerine göre değişik adlara sahip olanları (spanish notch gibi) bulunmaktadır. Bunların görevi de kesmeye saplayarak başlamaya hizmet etmek, damla oluşturarak keskin kenardan sıvı akışının ele ulaşmasını engellemek, rakibin silahına farklı müdahale etme şansı tanımak, bileme hattının net sonunu ortaya koymak ve bölgede bulunan söz konusu çentiğin sağlayacağı herhangi yararı kazandırmaktır. Kısa namlularda, keskin kenar uzunluğundan çalmamak için, küçük çentik biçiminde olanları tercih edilir.

14- Balçak (Bolster), Siper (Guard) ve Koruyucu Tırnak (Quillon): TDK ilk anlamı ‘’kabza’’, ikinci anlamı ise ‘’kabzanın demir siperi’’ olarak vermektedir.

Temel anlamda bir kalınlaştırma çabasıdır. Bilinmelidir ki balçağın öncelikli görevi bıçağın kritik bölgelerine destek vererek güçlendirmektir. Balçakla desteklenen bıçağın direnci artacaktır.

Bıçaktaki kritik bölgelerin biri, namlu ile sap sınırıdır. Burası, belki de bıçakta en fazla ağırlığı yüklenecek bölümdür. Burada kullanılan balçağa ön balçak (front bolster) denilir. Arka balçak (rear bolster) ise sap kısmın dibindedir ve özellikle dip kısmı darbeli kullanmaya hazır hâle getirmesinin yanında, ‘’kuyruğu’’ sağlam şekilde sabitlemeye yarar. Özellikle kısa kuyruklu bıçaklarda, namlunun sapa olabildiğince sağlam sabitlenebilmesi için de ön balçak kritik önemdedir. Eski bıçaklarda veya kılıçlarda ‘’ricasso’’ bölgesine -giderek incelerek- taşan balçaklar (Bkz. ‘’Muhteşem Süleyman’’ modelimiz) kullanıldığı da görülebilir.

Her ikisinin (ön ve arka balçaklar) de sapın sınırlarını belirginleştirerek elin ileri ya da geri kaçmasını önleme görevinden de söz edilebilir. Dahası, balçak, rakibin silahını bloke etmek ve sapı tutan eli korumak gibi işlevler üstlenebilir. Bu da bizi, balçağın, siper (guard) ya da koruyucu tırnak (quillon) gibi unsurlarla eş anlamlı kullanımına götürür. Bu anlamda kullanılan balçağa, ‘’barçak’’ ya da ‘’çelgilik’’ de denmektedir. Balçak denildiğinde o kısımdaki tüm unsurlar ve hatta bölge kastediliyor olma ihtimali akıldan çıkarılmadan, balçakların tırnaksız şekilde de kullanılabileceği bilinmelidir. Böyle balçaklar, el güvenliğinden ziyade asli görevleri olan, bıçağa destek verme işlevindedirler.

Balçağın diğer görevleri arasında: Ağırlık dağılımında kontrol sağlaması ve denge oluşturması; sap malzemesinin bıçağa, bıçağın kını ya da kılıfı içine sabitlenmesine yardımcı olması ve yukarıda da değinilen, kalınlığı artırmasıyla sağladığı mukavemet yanında darbe emici vasfı göstererek bıçağın kırılma riskini azaltması gibi noktalar sayılabilir. Tabii ki bıçağın estetiği açısından da oldukça önemlidir.

Balçaklar elbette sadece ‘’demir’’ olmak zorunda değildir. Üstlenecekleri görev itibarıyla genellikle metal olarak kullanılırlar. Metal olmayan balçak olur mu sorusu ise tartışmaya açıktır.

Tırnaklı balçaklara ‘’siper’’ (guard) denilebilir. Genelde siperlerin bir (ön) ya da iki (ön ve arka) koruyucu tırnağı olur. Balçaktan diğer bir farkı, öncelikli amacının bıçağa mukavemet kazandırmak değil de eli korumak olmasıdır. Dolayısıyla balçaklardan daha farklı yapıda olabilirler. Balçağın destek görevlerinin terk edildiği biçimler alabilirler. Görevlerini sağlıklı şekilde yerine getirebilmeleri için dayanıklı malzemelerden seçilmeleri gerekir. Bunun için, istisnalar dışında metaldirler.

Siperler (guards) değişik biçimlerde görülebilse de yaygın olarak koruyucu tırnak ya da tırnakları yatay bariyerler şeklindedir. Bıçak ya da kılıç üstündeki iki koruyucu tırnaklı yatay bariyere ‘’çapraz siper’’ (crossguard) denilmektedir.

Tekrar edecek olursak, siperlerin öncelikli görevleri el ile namlu arasında bariyer oluşturmaktır. Bunun yanında; rakibin hamlesini karşılama ve yönlendirme, hatta karşı saldırıda bulunma maksatlı kullanılabilirler. Dolayısıyla, bu tercihlere göre şekillenirler. Tırnakları aşağı ya da yukarı bakan veya tam siperli ya da muşta siperli (knuckle guard) diyebileceğimiz türleri bulunmaktadır. Daire şeklinde de tasarlanabilirler.

Fransızca kökenli bir sözcük olan ‘’quillon’’ (koruyucu tırnak), bugünkü anlamıyla, elin istenmeyecek şekilde ileri ya da geri kaymasını engelleyen ve eli darbelerden korumaya yarayan çıkıntılardır. Dip balçaktaki çıkıntılar için de kullanıldığı (özellikle ‘’rear quillon’’ şeklinde) görülmektedir. Dolayısıyla, ön ve arka olarak bahsi geçtiğinde, eğer başka ibarede bulunulmuyorsa, bıçağın ağız ve sırt doğrultusundan mı, yoksa balçak ve dip balçak noktasından mı söz edildiğinin sorulması gerekir.
Balçak, siper ve tırnakların bıçak ile yekpare-bütün olabilecekleri de son bir not olarak eklenebilir.

15- Sap (Handle): Bıçağın tutulmasına yarayan bölümüdür. Bu cihetle kabza da denilmektedir.

16- Sap Malzemesi: Bıçağın kuyruğu üzerine tutturulan sap malzemeleri ise İngilizce ‘’scale’’ ya da ‘’slab’’ olarak adlandırılmaktadır. Değişik materyallerden oluşabilirler. Değişik yapılarda bulunabilirler.

Kavrama kolaylığı sunmaları için, profil ergonomisine ek olarak, dokulu (milled) şekilde yapılandırılabilirler. Bu farklı şekillerde ve boyutlarda tercih edilip uygulanabilir. Pürüzlü ve tırtıllı yapılar tutunma kabiliyeti sunar. Örneğin geyik boynuzu, kendinden dokulu ve iyi kavrama imkânı sunan bir malzemedir.

17- Pırazvana (Tang): Yaygın olarak ‘’kuyruk’’ da denilmektedir. En kısa ve net ifade ile, namlu malzemesinin sapa dahil kısmıdır denilebilir. Detaylı bilgi için ‘’bıçak sınıflandırmaları’’ bölümümüzdeki ‘’gövde yapısı’’ başlığına bakılabilir.

18- Bağlantı Elemanları (Connectors): Bıçağın değişik parçalarını, sağlıklı biçimde, bir arada tutmaya yarayan unsurlardır. Yapışkanlar ve kaynaklar hesaba katılmazsa Cıvatalar (bolts-bolt screws) ve pimler (pins) olarak iki başlığa ayrılabilir. Bağlantı elemanları; somun, pul, flanş, rulman vb. malzemelerin genel başlığı kabul edilebilir.

19- Kordon Deliği (Lanyard Hole): Bıçak üzerinde bulunan, içinden kordon geçebilecek deliklere verilen genel isimdir. Bir bıçakta birden çok kullanılabilirler. Geometrik avantaj sağlaması bakımından genellikle daire şeklinde tercih edilirler. Zaman zaman boru şeklinde pimler kullanılarak da oluşturulabilirler. Farklı geometriler de içerebilirler, bıçağın değişik yerlerinde ve değişik ebatlarda bulunabilirler.

En geniş anlamda görevleri, bıçağın sabitlenmesi ya da bıçağa sabitlemek olarak tarif edilebilir. Bunun ötesine geçen çeşitleri (somun anahtarı gibi) de vardır.

Sadece ip geçirmeye yaradıklarını söylemek yetersiz olacaktır. Pimler ve vidalar için bağlantı yuvası görevi de üstlenebilirler. Hatta kulakçık yuvaları şeklinde de görülebilirler. Bıçağı mızrağa, tel kesiciye, muştaya ve benzerlerine çevirmek kordon delikleriyle mümkün olabilir.

Nereye ne şekilde açıldığı önemlidir. Dezavantajları arasında, kullanılan bölgeyi zayıflatmaları ve bazı durumlarda bıçağın akıcılığına sekte vurmaları sayılabilir.

Genellikle, klasik kullanımda, sap kısmın dibinde yer alırlar. Söz konusu bölgede bulunan kordon deliğinden geçirilip halka şeklinde düğümlenen uygun uzunluktaki bir kordonun başlıca iki yararı bulunur. Bu halka bileğe geçirilerek sap kavrandığında: Birincisi, elin keskin kenara kaçmamasına yardımcıdır; ikincisi, bıçağın elden kurtulmasına rağmen sizden uzaklaşmamasını sağlar.

20- Bıçağın Dibi (Bottom Of The Knife): Lokasyon belirtir. Uç noktasının zıt kutbudur, bıçağın dibindeki bitim yeridir. Nadir de olsa kıç veya dipçik (butt) de denilmektedir. Burada arka balçak (rear bolster), dip topuzu (pommel), kabza başlığı (butt cap) veya uzatılmış kuyrukta (extended tang) kuyruğun çıkıntısı gibi bıçağın sonunu oluşturan bölümler bulunmaktadır.

Dip topuzu (pommel) kelimesi kökeninin Fransızca ‘’pomme’’ (elma) sözcüğü olduğu dillendirilmektedir. Sapın eli rahatsız etmeden elden kurtulmaması için zaman zaman şişkince bir yuvarlaklığa sahip olan bu küresel kütle, genellikle metal bir kısımdır ve ağırlık dengesi sağlamanın yanında darbe amaçlı kullanılabilir. Bunun yanında, bıçak kuyruğu bu bölüme sağlam biçimde sabitlenebilir.
Kabza başlıkları (butt caps), sap kısmının en dibine takılan sonlandırıcı parçalardır. Değişik materyallerden meydana gelebilirler. Süs mahiyetinde figürlerden de işlevselliğe sahip (pusula, cam kırıcı vb.) parçalardan da oluşabilirler. Bazılarının ise, içine malzeme koyulabilir nitelikteki sapların kapağı olmaktan öteye fonksiyonu bulunmaz. Kabza başlıklarının sabitlenenleri bulunduğu gibi kolaylıkla çıkarılıp takılanları da vardır.

21- Astar (Liner): Bıçak terminolojisinde, sap malzemesi ile bıçak kuyruğu arasındaki katmandır. Conta vazifesi bulunan, diğer ifade ile yalıtım sağlayan ve aynı zamanda görselliğe hizmet eden bölümdür.

Söz konusu çakılar olduğunda, astar (liner) kelimesiyle, ‘’çakının sap kanatlarının sap malzemesi altında kalan bölümü’’ kastedilmektedir. Astar, burada conta işlevinden ziyade farklı bir görevi karşılamaktadır. Temel görevinin sap dayanıklılığını artırmak olduğu söylenebilir ve malzeme seçimi de buna göre yapılır.

22- Parmak Oluğu (Finger Groove): Parmak oyuğu veya parmak yuvası da denilmektedir. Choil gibi istisnalar dışında sap kısmında bulunurlar. Bıçağın ileri-geri kaçmayacak şekilde kavranabilmesini mümkün kılan, parmakların içine sığabileceği girintilerdir. Kavrama kabiliyetini artırırlar. Eli tek pozisyona zorlamaları veya pozisyon değişikliklerini güçleştirmeleri dezavantaj olarak sayılabilir. İki boyutlu şekilde bıçak profili üzerinde görülmeye alışılan bu girintilerin, sap üzerinde giderek üç boyutlu biçimde geliştiği de not edilmelidir.

23- Başparmak Rampası (Thumb Ramp-Thumb Rise): Sırttaki başparmak koyulmasına uygun olan rampaları ifade eder. Bu yokuşlar; genelde itme hareketlerini desteklemek üzere oluşturulmaktadır. Bazen de çekme hareketlerine destek verecek şekilde diğer yöne doğru da eğim verilir. Başparmak rampaları yaygın olarak sıralı çentikler ile desteklenmektedir. Zaman zaman başparmak oyuğu diye tabir edilebilecek, sırt üzerindeki içbükey bir yuva da benzer görev için kullanılmaktadır. Ancak bunun, profile bağlı olarak, kritik bölgede incelme anlamına gelebileceği unutulmamalıdır.

24- Çentikler (Notches): Çentik için TDK, ‘’Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kertik, tırtık’’ demektedir.
Spesifik isim alarak sadece çentik olarak anılmaktan kurtulmuş bölümler de söz konusudur.

Bıçaklarda veya çakılarda; çentiğin tek (tel kıvırmak, kemik çizmek, çaydanlık sapı tutmak, rakip silahı çelmek vb.) ya da düzenli olarak bir arada kullanılmasıyla oluşan bölümler (ateş başlatıcı çubuktan kıvılcım çıkarmak, kavrama kontrolüne yardımcı olmak vb.) bulunabilmektedir.

Çentiklerin daha büyük olanlarına oyuk (hole-cavity) ya da oluk (groove) da denilebilmektedir. Tek olarak tercih edildiklerinde bu isimleri alabilecek daha büyük çentikler kullanılır. Hatta ‘’choil’’ gibi özel isimler de söz konusu olabilmektedir.

Sıralı şekilde çentiklerin yaygın kullanımı bıçak sırtındadır. Bunlara ‘’jimping’’ ya da ya da ‘’thumb ridge’’ de denmektedir. ‘’Jimping’’, Kuzey İngiltere ve İskoçya’da kullanılan bir tabir olup ince, yakışıklı ve düzgün anlamlarına gelmektedir. Bıçak terminolojisinde, balçağa yakın yerde gövde arkasındaki kavramaya yardımcı çentikleri ifade etmektedir. Bıçak sırtında yer alan çentikler ‘’thumb ridge’’ olarak da adlandırılmaktadır. Thumb ridge’i ise, biraz zorlama ile, başparmak tepecikleri şeklinde ifade edebiliriz. Bu sıralı ve düzgün çentikler; parmakla üzerlerine basınç uygulandığında (özellikle normal tutuş pozisyonunda başparmak ile) parmağın ileri geri, bazen de desenlerine göre sağa ve sola da kaymasını engeller ve kontrolü artırır. Yer yer, ‘’başparmak kavraması’’ diyebileceğimiz ‘’thumb grip’’ olarak da tanımlanabilmektedirler.

Çentik konusunu kapatırken, bıçak çeliği üzerinde tasarrufa gidilirken dikkatli olunması gerektiğini hatırlatmakta yarar vardır. Gerektiği ölçüde çentik, ısıl işlem öncesinde, zayıflığa yol açmadan, çatlak oluşturmadan, uygun geometride açılmalıdır.
25- Tırtıklı-Tırtıllı Ağız (Serrations): Tırtıklı-tırtıllı ağız, testereye benzer bir yapıdır. Ne var ki, keskin kenarın korunduğu ince bir yapı söz konusudur, kesimlerde testere kadar agresif değildir. Keskin kenar boyunca bir dizi girinti ve çıkıntının varlığına işaret eder. Keskin dişlerden başlayıp dalgalı keskin kenarlara kadar uzanan pek çok değişik çeşidi bulunmaktadır. Ekmek bıçaklarında, bazı kurtarma ve su altı bıçaklarında tamamen tırtıklı-tırtıllı ağız yapısı kullanılır.

Bununla birlikte, tırtıklı-tırtıllı ağız, genellikle, bıçakların keskin kenarında ağız başlangıç çizgisi ile başlar ve kısmi olarak yer alır. Bunun mantığı; daha fazla kuvvet uygulanabilecek konumda bulunması ve bıçağın saplandıktan sonra geri çıkmasını engellememesi olarak açıklanabilir.

Testereyle benzer mantıkta (kesmeye saplayarak başlama-yükseklik farkı dolayısıyla darbeli çalışma) iş görür ve sert cisimlerin kesilmesinde avantaj sağlarlar.

26- Testere (Saw): Testere ise sert cisimleri kesmekte kullanılan, bir dizi dişe (değişik formlarda olabilen) sahip yapıdır.
Tırtıklı-tırtıllı ağız yapısıyla benzer mantıkta (kesmeye saplayarak başlama-yükseklik farkı dolayısıyla darbeli çalışma) iş görür ve sert cisimlerin kesilmesinde avantaj sağlarlar.

Testere, genellikle, sırt tarafın alt kısmına eklenir. Bunun da mantığı; daha fazla kuvvet uygulanabilecek konumda bulunması ve bıçağın saplandıktan sonra geri çıkmasını engellememesi olarak açıklanabilir.

27- Oluk: İngilizcede olduğu (canal) gibi dilimizde de (kanal) benzer biçimde kullanılan Fransızca sözcük ‘’cannelure’’ olarak da isimlendirilirler. Diğer kullanımları da ‘’fuller’’, ‘’gutter’’ vb. şekildedir. ‘’Fuller’’ adı muhtemelen demir şekillendirme çekicinden transferdir. Fransızca ‘’goutiere’’ ve İngilizce ‘’gutter’’ kelimeleri ile de ifade edilebilen oluk, kan oluğu (blood groove) olarak da adlandırılmaktadır.

Kanal, bıçağın namlusu üzerinde bir tasarruftur. Kabaca, uçtan sapa uzanan doğrultuda bir bölümün çukurlaştırılmasını içerdiği söylenebilir. Çerçevesinin çizilmesi (Tamamen bir boşaltmanın bu kapsama girip girmeyeceği, çakılardaki tırnak çentiğinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği gibi boyutsal tartışmalar vb.) gerekmektedir.

Esas görevi yanak kalınlığından toptan taviz vermeden namluyu hafifletmektir. Özellikle uzun bıçaklarda çok işlevseldir. Bunun yanında bıçak dengesine katkıda bulunmak için uygulanabilecek iyi bir çözümdür.

Kan oluğu (blood groove) denilmesinin yaygınlaşmış olsa da tartışmalı bir konu olduğunu belirtmekle yetinelim. Zira, hoşa gitmeyecek tasvirler ve ifadelere muhtaç kalınmaktadır. Söz konusu iddialar, bıçak satmak için üretilen yalanlar olarak da nitelendirilmektedir.
28- Kanca Şeklinde Kesiciler (Gut Hook) veya Kemer Kesiciler (Belt Cutter): Bu tarz kesiciler av ve daha spesifik olarak yüzme bıçakları için uygun olsalar da (gut hook’un tam çevirisi ‘’bağırsak kancasıdır’’) taktik bıçaklarda ve kurtarma bıçaklarında; kolaylıkla ip, kemer ve benzerlerini kesmek için kullanılmaktadırlar. Tek hamlede sonuç alınabilmektedir ve takıp çekme hareketlerinde bileği olumsuz etkileyecek yük bakımından kolaylık oluşmaktadır.

Takıp çekme hareketi ile işlev gören ve namlunun daha uzun süre keskin kalmasına yardımcı olan söz konusu kısımların konumu ve boyutu önemlidir. Namlu üzerinde kullanıldığında zayıflığa neden olacağı ve özellikle taktik bıçaklardaki kullanımlarda, saplanan bıçağın çıkarılmasını zorlaştıracağı dikkate alınmalıdır.

29- Spacers: Bıçak terminolojisindeki anlamıyla, yatay ya da dikey olarak sapı bölen ve sap genelinden farklı bir malzeme kullanılmasıdır. Çakılarda ise spacer (flanş), bir bağlantı elemanıdır.
30- Gravür:
TDK,

‘’1. isim Ağaç, taş veya metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği.
2. isim Bu teknikle yapılmış resim.’’ demektedir. Dilimize, Fransızca ‘’gravure’’ sözcüğünden geçmiştir.

Etimolojisine baktığımızda, nişanyansozluk.com adresinde, Fransızca hakketmek, oyarak çizmek anlamındaki ‘’graver’’ fiilinden ‘’tura’’ ekiyle türetildiği belirtilmektedir ve ‘’Germence yazılı örneği bulunmayan *graban ‘kazmak, kazımak, oymak’ fiilinden alıntıdır. Germence fiil Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *gerbʰ- biçiminden evrilmiştir.’’ denilmektedir. Graffiti sözcüğüyle de bağlantısı olduğu vurgulanmaktadır.

Bıçak terminolojisindeki anlamı, ‘’kazıyarak veya oyarak bıçak yüzeyi üzerinde resim ya da yazı oluşturulması’’ şeklinde ifade edilebilir.

Satın Al