Kullanım Alanları

Bıçağı hangi amaç veya amaçlarla kullanacağı, bir bıçak alıcısının kendisine sorması gereken ilk sorudur.

İlk akla gelen kesme ve onun arkasından sayabileceğimiz delme başat fonksiyonlarını gerçekleştiren bir alet olan bıçak için:

Kullanım alanı-alanları ve kullanım ortamı-ortamları dikkate alınarak; en, boy, kalınlık, ağırlık, malzeme seçimi, biçim, uç ve ağız yapısı gibi konularda optimizasyonlara gidilmektedir. Bir el aleti olan bıçak için ergonomi de vazgeçilmez niteliktedir.

Jean Paul Sartre’ın ‘’Her seçiş bir vazgeçiştir’’ sözünü anımsatan şekilde, bıçakta belli bir amaç için kullanılacak hemen her özellik, bir diğer özelliği baltalar niteliktedir. Genellikle bir yerden doğacak açık, bir başka yerden fedakârlıkla giderilmeye çalışılır ve fedakârlık, amaç için en az öneme sahip noktalarda yoğunlaşır.

Direkt konuyla bağlantılı görünmese de maliyetin önemli olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Fiyata göre en yüksek performans hedeflenir.

Bıçağın sertliği de bir optimizasyon arayışıdır. Çünkü çizilmeye karşı direnci ifade eden sertlik, kırılganlık ile doğru orantılıdır.

Doğal olarak, bıçak kategorisi içinde amaçlara yönelik biçimde optimize edilen pek çok farklı model bulunmaktadır. Bir meyve bıçağından veya anahtarlık boyutunda, her gün taşınabilen ve koli açmaya yönelik kullanılan bir çakıdan başlatabileceğimiz yelpaze; palalara, süngülere ve daha birçok modele uzanan genişliktedir. Belki de spesifik sınıflardan önce söylenebilecek en net ayrım, çakılar (folding knives) ve bıçaklar (fixed blades) ayrımıdır.

Değişik kullanım alanlarına örnek verebileceğimiz ve birbirinden çok farklı bazı bıçaklar aşağıda sıralanmaktadır:

Emerson EOD Knife:

Emerson EOD Knife

Mayın ve patlayıcı uzmanları için geliştirilen manyetik özellik göstermeyen bakır-berilyum alaşımından yapılmış bir bıçak. Tek taraflı açım diyebileceğimiz keski (chisel) açım sayesinde açıya göre küntleşen nitelikte. Mayın arama ve çıkarma faaliyetlerine uygun hâle getirilmiş bir ordu bıçağı.

Gerber Silver Trident:

Gerber Silver Trident

Silver Trident, çift taraflılığı, ağız dibinde tırtıklı bölümü (partially serrated edge), sırtında ince testeresi, kaliteli çeliği (154CM), yansımayı engelleyen ve çeliği çevresel etkenlerden koruyan kaplaması, çift yönlü koruyucu tırnakları, sap dibinde tokmağı gibi tüm detaylarıyla bir özel kuvvetler bıçağı. Ordu bıçağı nitelikleri arasında aranan, çelik ile eli birbirinden tamamen ayıran ergonomik sapın malzemesi Silver Trident’i daha özel yapıyor. Hytrel adlı malzemeden yapılan dışı yumuşak içi sert sap; ısı, UV ışık ve kimyasallara dayanıklı.

Mora Floating Serrated Knife:

Mora Floating Serrated Knife
https://www.boralife.com/urun/moraknive-yuzen-bicak

Mantar sapı sayesinde batmayan bir bıçak. Paslanmaz çelik, tırtıklı yapı ve kaldıraç görevi gören künt burun dalış ve balıkçılık bıçaklarında aranan özellikler. Kılıf malzemesi yine çevresel koşullar düşünülerek imal edilmiş ve ordu bıçaklarının aksine fark edilebilirlik öne çıkmış.

Spyderco Dragonfly 2 c28syl2:

Spyderco Dragonfly 2

Firmanın çıkardığı ‘’Salt Serisi’’nde Spyderco’nun tanıdık çakısı Dragonfly, tuzlu suya ve balıkçılığa uygun hâle getirilmiş. Tüm ağzı kaplayan ‘’SpyderEdge’’ (Spyderco’nun karakteristik, tırtıklı ağız yapısı) kullanılan çakının çeliği paslanmaya son derece dayanıklı olan H1. Belirgin sarı renkli ve doku kazandırılmış FRN (Fiberglass Reinforced Nylon) sap, karakteri tamamlıyor.

Böker Arbolito Esculta Black Guayacan

Böker Arbolito Esculta Black Guayacan
https://www.boralife.com/urun/boker-arbolito-esculta-black-guayacan

Kalın bıçak, konik yapı ve geniş düz (high flat grind) ağız açımı ile kesme ve saplamaya uygunlaştırılmış. Bowie tarzı bir bıçak ortaya koyulmuş. Uzun zamandır paslanmaz bıçak çeliğinde kalite standardını belirleyen 440C’nin Böhler yorumu olan N695 çelik kullanılmış. Çift taraflı belirgin balçak, sap ile namlu arasından buradayım diyor. Otantik Guayacan Abanoz, Oriks antilobu boynuzunu hatırlatacak şekilde işlenmiş ve hafif kavisli. Dolayısıyla av, ordu, otantik koleksiyon gibi sınıflamalardan esintiler taşıyan bu bıçak, özellikle siyah cerakote kaplaması ve siyah bağlantı elemanları ile daha çok ordu sınıfından sesleniyor gibi görünüyor.

Bora 512-W Kukri

Bora 512-W Kukri

Efsanevi Gurkha aleti, Nepal savaş palası. Kalın ve ağır yapısı, ağırlık dengesi ve kavisinin yardımı ile balta gibi savrulabilmekte ve kavisli ağzı sayesinde orak gibi kesim yapabilmektedir.

Bora 505 Küçük Atma

Bora 505 Küçük Atma

Atış bıçaklarının başat özellikleri, iskelet hâlinde bulunmaları ve çift taraflı ağız açımına sahip olmalarıdır. Değişik bıçak atma stillerinin bıçaktan farklı özellikler beklemesine karşın genellikle simetrik ve dengeli bir yapı önem kazanmaktadır. Bora’nın bu ürünü, sağ-sol simetrisi yanında ağırlık dengesini uç ve dip noktalara yığmıştır. Böylelikle ağız genişliği elde etmiş, dayanıklılık ve tahrip gücü kazanmış görünümdedir.

Kırılmaması için nispeten yumuşak çeliklerin tercih edildiği bu bıçaklar değişik atma stillerine yönelik özellikler taşıyabilirler.

Böker Magnum Master Craftsman

Böker Magnum Master Craftsman
https://www.boralife.com/urun/magnum-master-craftsman

Adından anlaşılacağı üzere yetenekli ellerin ihtiyaç duyacağı boyut ve sağlamlıkta; basit yapılı, metal gövdeli, küçük bir çakı. Fiyat performans hedefi gözetilmiş. Çelik kasa sağlamlık sunarken bu boyutlarda bir çakı için çok fazla ağırlık oluşturmuyor ve günlük kullanım açısından pek sorun teşkil etmiyor.

Dolayısıyla, TDK’nın, ‘’Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç’’ şeklindeki birinci tanımına uyan bıçaklar bile birbirinden oldukça farklıdır.

Bıçaklar belli amaçlara uygun olarak tasarlanmakta ve daha tasarım aşamasında özellikleri optimize edilmektedir. Malzeme seçimi dahil tüm plan, ihtiyacın karşılanmasına yöneliktir. Bu optimizasyonlar, bir konsensüs mahiyetinde, benzer önceliklerle benzer karakteristikler barındırarak belli başlı sınıfları meydana getirmektedir. Yine de bu sınıflar arasında her zaman çok kalın ve katı çizgilerin olduğu söylenemez.

Bıçak alınırken, alanında kendini ispatlamış, ikonlaşmış bıçaklar ve bıçakla ilgili değişkenleri bir arada düşünerek optimize eden, marka güveni sağlamış üreticiler tercih edilmelidir.

Taktik Bıçaklar (Tactical Knives)

Bu alanın ismi konusunda tam bir uzlaşı ve netlik bulunmamaktadır. Military/Tactical/Combat/Fighting Knives gibi zaman zaman birbiri yerine aynı anlamı ifade eder şekilde kullanabilen farklı isimler; taşıdıkları nüanslar yanında, zaman içinde yüklenen anlamları taşıyarak da ayrışmaktadır.

Bireysel tercihim ‘’taktik bıçaklar’’ ana başlığını kullanmak. Her ne kadar tüm bıçakların geliştirilmesi ‘’taktik’’ özellik taşımaktaysa da askeri kökene sahip bu sözcüğün başlık olarak kullanılması gerekli çağrışımı yapacaktır.

Güvenlik güçleri (law enforcement) adı altında başkalaşan bir sınıfı, ordu bıçaklarıyla (military) kardeş ayrı bir alt başlık olarak düşünüp, her ikisini bir üçüncüsü olan dövüş bıçakları (fighting knives) ile beraber taktik bıçaklar (tactical knives) ana başlığı altına yerleştirmek tercih edilebilir. Fakat bu yapıldığı takdirde pek çok ortak başlık söz konusu olurdu. Yazı, tekrarlı ve uzun bir hâle gelirdi. Bu nedenle mezkûr alt başlıklar bu başlık içine yedirilmiş niteliktedir.

Muğlaklığın biraz olsun giderilebilmesi, taktik bıçakların neden bu alt başlıklara ayrılabildiğinin açıklanabilmesi için şunlar söylenebilir:

Dövüş bıçakları kategorisi daha spesifik olarak, yakın dövüş ile harmanlanan ve kullanım alanı odağının rakip olduğu bıçakları ifade etmektedir. Saldırı ve savunma hamlelerinin muhatabı rakip ve rakibin silahıdır. Diğer deyişle bıçak, silah anlamı ile değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda Değişik hamlelere uyum, akıcılık, hızlı pozisyon değiştirebilme niteliği, tahribat gücü, çeviklik ve dayanıklılık gibi kavramlar arasında denge aranmaktadır. Ordu bıçakları, ilk ve ilkel dövüş bıçaklarından evrilmiştir.

Ordu bıçakları ile güvenlik güçleri bıçakları arasındaki ayrımı yapabilmek için; asker ve polis, şehir ve arazi farklılıkları düşünülürse konu daha anlaşılır kılınabilir. Söz gelimi, hafif ve ağır silahlar konusu bıçak ve çakı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine, karşılaşılan farklı durumlar ve çevresel farklılıklar (etraftaki objeler) dikkate alınmalıdır. Farklılıkları genel hatlarıyla en özet şekilde ortaya koyduktan sonra yapılacak işin ‘’düşünmeye davet’’ olduğuna inanıyorum. Sog Baton serisi ( https://www.sogknives.com/baton ) bu tarz düşüncelerin bir sonucudur. Yine belirtmek gerekir ki sivil bir polisin ya da gizli görevdeki bir ajanın kullanacağı-taşıyacağı bıçak; kamuflaj desenli büyük bir bıçak olmayacaktır.

Ordu bıçaklarının tarihsel gelişimini anlatan başlı başına başka bir yazı yazılması daha aydınlatıcı olacaktır. Bu sayede ihtiyaç ve imkânlara göre değişimin kronolojik gözlenmesi mümkün kılınabilir. Temel prensipler çok esnemese de zamana ve mekâna göre; savaş da ortamı da bıçak da teknoloji ve beklentiler de değişmektedir.

Bıçak kategorileri arasındaki çizgilerin ince ve esnek olduğunu tekrar vurgulamakta fayda var. Ordu bıçaklarının ‘’outdoor’’ veya ‘’survival’’ bıçakları ile oldukça akraba sayıldıkları da söylenebilir. Bazı bıçakların hem ‘’survival’’ hem ordu bıçağı olarak kabul edilmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur (Bkz. https://www.fallkniven.com/en/knife/a1-2/). Bu anlamda İnternet aramalarında aynı site içinde aynı bıçağın her iki kategori içinde de listelenmesi hata değildir. Ordu bıçakları, silah vasfı yanında, cephe ortamı ve arazide arkadaş vasfı da taşımaktadır. Sessizlik gerektiren kısa özel operasyonları bir yana bırakırsak (ki onlarda da genelde saldırıya uygun ve çok rahat taşınabilir bıçaklar tercih edilmektedir), genel muharebelerde ‘’göğüs göğüse’’ çarpışmanın giderek azalması sonucu, optimizasyonlarda bu ikinci vasfın daha öne çıktığı gözlenmektedir. Lojistik destek problemi yaşandığında ve buna bağlı olarak cephane ile erzak tükendiğinde veya uzun süreli özel görevlerde yine bıçağa, sadece silah vasfı taşımasını aşan şekilde, avlanmadan barınmaya kadar çok iş düşecektir. Dolayısıyla, temel ordu bıçaklarını, dövüş bıçakları ile ‘’outdoor’’ veya ‘’survival’’ bıçakları arasındaki köprüde düşünmek mümkündür. Bununla birlikte elbette bıçağın silah vasfından uzaklaşmaması esastır.

Zihinlerde ilk etapta benzer imge uyansa da tek bir ordu bıçağından söz etmek doğru değildir. Çünkü ordu bıçakları spesifik alt gruplara ayrılmaktadır.

Yine de genellikle ‘’klasik anlamdaki bir ordu bıçağı’’ tahayyül edildiğinde karakteristik özellikleri arasında şunlar sayılabilir:

-Düz ve mümkün mertebe kavissiz ağız, hatta dış çerçeve. Bu özellik arazide bileme kolaylığı sağlayacağı gibi, saplamanın ardından çıkarmayı da öngören tasarımı ifade eder. Bu prensiple birlikte detaya girmeden not düşelim ki, ağızdaki kısmi düzlük her zaman y eksenindeki 90 derecelik bir açıyı ifade etmeyebilir. Kendisine göre avantaj ve dezavantajlarla dışa veya içe doğru açılı tasarlanabilir.

-Genellikle çerçeve içinde kanal kullanılır. Kanal hafifliğe de katkı sunar.

-Dayanıklılık için belli bir kalınlık şarttır. Farklı ağız yapıları kullanılabilmekteyse de keskin ve dayanıklı bir ağız optimizasyonu için, çok dar veya geniş olmayan düz ağız açımı daha çok tercih edilir.

Biley çizgisinde tek taraflı bileme de (Double blade grind chisel) yapılabilmektedir. Bu da yine asıl olarak arazide bileme kolaylığına yöneliktir.

-Çok çok sert olmayan çelik hem kırılmaya karşı duracak hem bileme kolaylığı getirecektir.

-Saplamaya uygun ve dayanıklı uç yapısı. Burada da iki zıttın optimumu söz konusudur. Tercih ibresi kırılmamaya daha yakın durmalıdır. Bowie tarzı bir clip point, arkası ince bir drop point, çift yönlü bir spear point, yer yer tanto veya modifiye tanto tercih edilebilir.

-Kamuflaj için koyu renkli, parlamayı engelleyen kaplama. Bu kaplama aynı zamanda çeliği dış etkenlere karşı korur. Paslanmaz harici çeliklerde özellikle önem kazanır.

-Kabza ile sapı birbirinden ayıran, belirgin koruyucu tırnaklar sıklıkla tercih edilir. Zaman zaman bu tırnaklar çift yönlüdür.

-Çelik ile elin temasını kesmek, sapta boş yer kazanmak veya sapı hafifletmek için gizli kuyruk (hidden tang) kullanımı yaygındır. Bunlarda dikkat edilmesi gereken konu gizli kuyruğun mahiyetidir. Zayıflık ağırlığa tercih edilmemiş olmalıdır. Yalıtılmış çelik isteniyorsa kapsüllenmiş (encapsulated) kuyruk kullanılabilir. Ordu bıçakları çok sayıda üretilir ve ekonomik nedenlere dayanan itme kuyrukların (push tangs) kullanılması, pek çok ordu mensubunu kendi bıçağını almaya yönlendiren, zayıflık unsurudur.

-Normalden biraz uzun, kolay kontrol edilebilen çok girintisi çıkıntısı olmayan dairesel-bombeli görünüme yakın sap tercih edilir. Yaygın ordu bıçaklarının bu tür atalardan evrildiği görülmektedir. Böyle sapın amacı; bir dövüş bıçağı olarak pozisyon değişikliklerini kolay sağlayabilmek, bıçağı daha çevik şekilde kontrol edebilmek yanında, yüksek kuvvetler kullanıldığında bile eli rahatsız etmeyecek olmasıdır. Bıçağın dengesi gözetilerek tasarlanan bu özelliklerdeki uzun sap, dibi darbe amaçlı kullanmaya elverişli olmasının yanında tutuş zenginliğine hizmet etmektedir. Diğer deyişle bıçağı tek bir pozisyonda tutmak için tasarlanmış ve eli o pozisyona zorlayan derin girinti ve çıkıntılara-parmak kanallarına yer verilmez. Bu yüzden koruyucu tırnaklara daha çok iş düşeceğinden, tırnakların belirginliği daha bir önem kazanmaktadır.

Fakat bıçağın iyi kavranması ve burkma hareketlerinde ele yanal destek sağlayabilmesi de gerekir. Bunun için de yine eli rahatsız edebilecek keskin köşe ile, söz konusu harekette aciz kalan yuvarlak yapıyı sentezleyen oval yapıların kullanılması yaygındır. Kol kuvvetini, eli rahatsız etmeden her yöne doğru bıçağa aktarabilecek ama tutuş pozisyonu zenginliğini azaltmayacak ayrıntıların elde edilmesi tasarım ustalığı gerektirir.

Uzun ve tam yuvarlak sap, içine malzeme koyulabilen açılır-kapanır saplar için de saklama hacmi artışı sağlamaktadır. Fakat yine dezavantajlar (Zayıflık, ses, darbeli kullanılan sap dibinin arızalanması vb.) söz konusu olacaktır.

-Çevresel şartlara dayanıklı, yalıtkan sap malzemesi. Kaymaz, kolay kırılmaz, sıvı içmez, yapışmaz-takılmaz ve kolay temizlenebilir nitelikler aranmalıdır.

Bunlar yanında sıklıkla rastlanan ek özellikler ve aksesuarlar şunlardır:

-Testere ve tırtıklı ağız: Sırtında testere bulunması, bıçağın işlevini neredeyse iki katına çıkarır fakat saplandığında geri çıkmasını engeller. Bir diğer dezavantaj olarak, neredeyse çift kenarı keskin bıçaklardaki gibi, kesimleri sırttan desteklemeyi zorlaştırması sayılabilir. Tercihte bunlar dikkate alınmalıdır. Tırtıklı ağız ise genelde kısmi olarak (partially serrated edge) namlu dibinde kullanılmaktadır. Çok kolay körelmeyen, körelse bile girinti çıkıntıları yardımıyla kesmeye devam edebilir nitelikteki bu kısım; bıçağın kavissiz ağız yapısı da düşünüldüğünde, özellikle ip ve kayışların kesiminde (kavrayıcı-saplanıcı niteliğiyle) oldukça fayda sağlayacaktır.

-Kırıcı veya tokmak fonksiyonlarını gerçekleştirebilecek kısım ve kordon deliği (lanyard hole): Kırıcı kısımlar büyük oranda sap dibinde yer almaktadır. Özellikle, ‘’skull crusher’’ da denilen ve kabza dibinde inceltilen kısmın, bıçağın ters tutuşunda başparmak desteğini engellememesine dikkat edilmelidir. Bu, açı ve konum ayarlamasıyla mümkün olabilir. Çakılarda ise genelde, ‘’tungsten carbide’’ gibi sert ve ucu belli geometride inceltilmiş aparat entegrasyonlarıyla bu kısım ‘’cam kırıcı’’ olarak kullanılmaktadır. Kordon delikleri ise bıçağa ip geçirme delikleridir. Diğer bağlantı elemanlarının kullanımına da uygundur. Buraya bağlanacak ip, bileğe geçirilerek bıçağın elden düşmesini engeller veya elin namlu ağzına kaçmasını da frenler. Ayrıca, özellikle çoklu delikler yardımıyla bıçak, başka aparatlara veya başka aparatlar bıçağa entegre edilebilir. Bıçağın, mızrak ucu olarak kullanımı birincisine; balçağa ve tercihen dip ön kısma açılacak birer delik yardımı ile muşta görevi görecek veya eli koruyacak bir aparatın bıçağa sabitlenmesi ise ikincisine örnek gösterilebilir. Örnekleri de bulunmaktadır ancak her seçişin bir vazgeçiş olduğu unutulmamalıdır.

-Kanca şeklinde kesiciler (gut hook) veya kemer kesiciler (belt cutter): Bu tarz kesiciler av ve daha spesifik olarak yüzme-parçalama bıçakları için uygun olsalar da (gut hook’un tam çevirisi ‘’bağırsak kancasıdır’’) taktik bıçaklarda kolaylıkla ip ve benzerlerini kesmek için kullanılmaktadırlar. Takıp çekme hareketi ile işlev gören ve namlunun daha uzun süre keskin kalmasına yardımcı olan söz konusu kısımların konumu ve boyutu önemlidir. Namlu üzerinde kullanıldığında zayıflığa neden olacağı ve saplanan bıçağın çıkarılmasını zorlaştıracağı dikkate alınmalıdır. Taktik çakıların genellikle sap kısmına entegre edilir.

-Kılıf: Hafiflik ve dayanıklılık önemlidir. Gerekli yalıtımı sağlamalıdır. Kamuflajı bozmamalıdır. Taşıyıcıyı bıçaktan, bıçağı dış etkenlerden koruması esastır. Bıçağı sabitleyici sistem içermesi önemlidir. Değişik taşıma biçimlerine uyum gösterebilmesi beklenir. Diğer teçhizat ile uyumlu olmasına [MOLLE (Modular Lightweight Load Carrying Equipment-Modüler hafif yük taşıma ekipmanı.) sistemi, kendisine uygun parçaların birbirine eklenmesine yarayan ordu kaynaklı bir standart içermektedir.] çalışılmaktadır. Genellikle, klasik, belden taşınan nispeten uzun ordu bıçakları kılıflarının dip kısmında, kılıfı alttan bacağa sabitlemeye yarayan ve bu sayede çekilmesini kolaylaştıran, sallantısını engelleyen entegre edilmiş ip bulunur. Özetle; kılıf, bıçağa sabitlenebilmeli ve bıçağı sizin üzerinize istediğiniz zenginlikte sabitleyebilmelidir.

Ordu bıçaklarında da kılıf, zaman zaman yardımcı aksesuarlar için ek taşıma bölümleri içerebilir. Bu aksesuarların en yaygınları bileme taşı ve ateş başlatıcıdır. Bıçak ile bütünleşerek işlevsel hâle gelen kılıf örnekleri de mevcuttur. Örneğin AK47 süngüsü, namludaki küçük pencerenin, kındaki kulakçığa geçirilmesi ile tel örgü makası oluşturabilmektedir.

Taktik çakılar ise genellikle klips ile taşınırlar.

Son olarak bir kez daha tekrar etmek gerekir ki: Çelik üzerine açılacak her deliğin ve yapılacak her inceltmenin getireceği zayıflık hesaplanmalıdır.

Taktik bıçak kategorileri (bazıları yazı sonundaki kült bıçaklar başlığında bulunabilir) arasında şunlar sayılabilir:

Boyun Bıçağı (Neck Knife): Adı üzerinde, bir kordon ve kılıfla boyunda taşınan, küçük ve sağlam bıçaklardır. Gizlenebilmesi (yapı olarak çok çeşitli üretimler olmasına karşın taktik bıçak kategorisine sokulma nedeni budur), eller serbest şekilde kemersiz ve kolay taşınabilmesi gibi etkenler bu bıçakları cazip kılmaktadır. Taşıma sırasında sallanmaları dezavantajdır. Mantık gereği hemen hemen tamamı bıçaktır, yani çakı değildir. Çakıyı güvensiz bulan ve çakı boyutunda kesiciye ihtiyaç duyan kimselerin tercihidir. Bushcraft tutkunları arasında yaygınlaştığı gözlenmektedir.

Künye Bıçak (Dog Tag Knife): Adı üzerinde, bıçak olarak kullanabilen bir künyedir. Etrafı çerçeve kılıflı bıçak ve açılıp kapanan çakı modelleri bulunmaktadır. Hafiflik önem kazanmıştır. Zaten üstte taşınan objenin bıçak olarak da kullanabilmesi mantığıyla gelişmiştir ve bu sayede gizlilik de sağlanabilmektedir.

Kemer Tokası Bıçak (Belt Buckle Knife): Künye bıçakla aynı mantığı taşımaktadır. Hem çakı hem bıçak modelleri bulunmaktadır.

Push Knife (İtme Bıçakları): Parantez içinde çevirisi yapılan bu bıçağın Türkçede yaygınlaşmış ve benimsenmiş bir ismi bulunmamaktadır. Bununla beraber tanınan bir bıçaktır. Dövüş bıçakları kategorisinde değerlendirmek daha doğrudur.

Kısa bıçağın sapı namluya paralel değildir (çoğu zaman 90 derece açı yapacak şekildedir) ve avuca oturacak yapıdadır. Bu yapı, avuç desteğiyle itme ve vurma hareketlerine uygundur. Yaygın modelleri kama şeklindedir ve bunlara ‘’push dagger’’ denmektedir.

Bot Bıçağı (Boot Knife): Paçada taşınan, nispeten küçük ve genelde çift taraflı bıçaklardır. Clip point ve tanto yapıda da bulunabilirler. Gizli bir savunma bıçağı niteliğindedirler. Bot bıçağının eski adının kumarbaz kaması (gambles dagger) olduğu söylenmektedir.

Büyük genel bıçağın optimizasyona kurban edilen eksiğini tamamlayan ikinci bıçak olarak düşünülmesi mümkündür. Öncelikli amacı saplama, sonraki amacı kesme olan bir silahtır. Ağır işlerde kullanmaya çok uygun değildir. Klasik olanları, klasik atış bıçaklarının saplısı ve balçaklısı gibidir. Savunmada son bıçak olarak düşünülebileceğinden atılması çok tercih edilmeyebilir.

Klasik kılıflar genellikle botun boğaz kısmına (çoğu zaman bir klips yardımıyla) entegre edilen kılıflardır. Kılıf tasalanırken ayağa yakın kısmın çok hareketli bir bölüm olduğu unutulmamalıdır. Fakat vücudun başka yerlerinde (göğüste baş aşağı, kolda, belde yatay vb.) de taşımaya uygun ve bıçağı sabitleyen kılıflar zenginlik getirecektir. Alt ve üstten vücuda sabitlenebilen, bıçağı da sabitleyen kılıflar bunun için uygundur. Bu tür kılıflar, paçada; baldır üstünden ve altından bağlanarak da taşınabilmektedir. Bu pozisyonda taşımak hem bıçağı çekme kolaylığı sağlayacak hem de bıçağın sallanmasını engelleyecektir. Dezavantajı ise uzun yürüyüşlerde sıkıntı oluşturması ve gizlilik özelliğinin kaybıdır.

Atış Bıçakları (Throwing Knives): Fırlatarak saplamaya yarayan bıçaklardır. Hemen her bıçak atılabilir. Fakat atmaya uygun bıçaklar dengeli ve genellikle simetrik bıçaklardır. Bu bıçaklarda; yekpare gövde, kırılmaya karşı nispeten yumuşak çelik ve çıplak (iskelet) yapı genel özellikler arasındadır. Atılmaya uygun belli ve dengeli bir ağırlık, saplanmaya uygun ve kırılmaya yeterince dirençli bir uç, yalpalamaya karşı optimize edilmiş bir darlık sıklıkla karşılaşılan niteliklerdir. Üzerindeki delikler ve kanallar hafiflik, denge ve aerodinami gibi etkenler gözetilerek açılır. Bazı profesyonel modellerde, bıçağın üzerine konuşlu ek ağırlığın yeri bir ray vasıtasıyla değiştirilebilir. Bıçaklar, değişik atış stillerine uygun özellikler taşıyabilirler. Örneğin, ‘’tursuz saptan atış’’ın bazı tekniklerinde sap arkasının düzlüğü ve denge noktasının sapa yakınlığı önem kazanabilmektedir.

Süngüler (Bayonets): Süngü, tüfek namlusunun uç tarafına sabitlenebilen ve delme önceliğine sahip uzunca bir bıçaktır. Yakın muharebelerde, tüfeğin daha etkin bir silaha dönüşmesini sağlamaya yönelik aparat olarak ortaya çıkmıştır.

Süngülerin doğuş tarihi ve yeri olarak 17. yüzyıl başları ve Fransa’nın Bayonne (Bayonet ismi de muhtemelen buradan gelmektedir) kasabası işaret edilmektedir. Bir çatışmada barutu biten köylülerin, av bıçaklarını tüfeklerinin ucuna bağlaması ile süngü kavramı ortaya çıkmıştır.

Mareşal Puysegur tarafından geliştirilen her iki kenarı keskin ve 30 cm uzunluğundaki ilk süngüler namlu içine takıldığından tüfeğin ateş edebilmesini olanaksız kılıyordu. Yine de süngüler, yakın muharebede mızrak kullanımını sona erdirdi ve hızla yaygınlaştı. Süngünün tüfeğin atışını engellemeyecek düzeneğe kavuşması söz konusu yüzyılın sonlarını buldu. Daha sonraki dönemlerde askerlerin yanlarında taşıdığı bir araç vasfı kazanan süngüler, beklenebileceği üzere, sürekli değişime uğradı. Yeni işlevler kazanan ve günümüze dek giderek kısalan süngülere ilk kez 19. yüzyılda testere eklendi ve tasarımında siper kazmaya elverişli yapılar gözetildi. Ateşli silahların gelişmesi sonucu; iki atış arasındaki süre düştü ve yakın muharebe seyrekleşti. 20. yüzyılda yaşanan her iki Dünya Savaşı sırasında ve bu savaşların ardından ortaya çıkan süngülerin, giderek; daha ele avuca gelir şekilde tasarlandığını, kın ya da kılıfta taşınır hâle geldiğini ve tüfeğe de takılabilen çok yönlü bir bıçağa dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz.

Kamalar ve Hançerler (Daggers): TDK’ya göre kama, ‘’ Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak’’tır. Hançer ise, ‘’ Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silah olarak kullanılan bir bıçak türü’’dür.

İngilizce karşılığı ‘’dagger’’ veya ‘’poniard’’dır.

Uzunluk konusu tartışmalıdır. T harfini andıran dik saplı ve kısa kamalar (push dagger) popülerleşmiştir.

Kamanın keskin ağızlarını oluşturan her iki tarafının simetrik olmasına sıklıkla rastlanır. İnce, silah vasfından uzak ve gündelik kullanıma uyarlanmış bir örnek olarak zarf açacakları gösterilebilir.

Hançerler, kıvrık yapılarıyla asimetriktir ve giriş-çıkışları daha zor olsa da daha büyük tahribata neden olurlar. Her ikisi de saplamayı öncelik edinmiş bıçaklardır.

Yakın dövüş söz konusu olduğunda, hâlen önemli bir yerleri bulunan ve çok uzun zamandan beri kullanılan aletlerdir.

Tomahawk: Günümüzde, genellikle, yaklaşık 30-40 cm uzunluğunda bir sapa ve 20-25 cm uzunluğunda başa sahiptir. Diğer baltalara nazaran uzun ve ince bir çelik kullanılır. Bu çelik, sap yuvası veya sap hizasının arkasına doğru taşar. Söz konusu taşkınlık, küçük bir kazma veya bir çekiç başı şeklindedir. Ağız yapısı da genelde, saplanabilmeyi artıran düz çizgilerden (keskin kenar çizgisi ve ağız açımı söz konusu olmak üzere enine ve boyuna) oluşur. Tomahawk; bıçak, balta, çekiç veya kazma olarak kullanılabilir. Atılmaya da uygundur ve hafifliği, dengesi, kolay kontrol edilmesiyle, avda olduğu gibi, yakın dövüşlerde önemli bir silah hâlini alır. Söz konusu özellikleriyle önemli bir bushcraft aletidir.

Bu özel balta, Amerikan yerlilerinin dünya kültürüne armağanı olmuştur.

Tomahawk sözcüğü; Kuzeydoğu Amerika’daki Algonkin (Algonquian) kabilesi dilinde, kesmeye yarayan-kesim için kullanılan anlamındaki ‘’tamahak’’ veya ‘’tamahakan’’ kelimelerinden gelmektedir. Kaptan John Smith, 1612 yılında, ‘’iki ucu sivri ve uzun bir taş’’ şeklinde tanımladığı bu yerli silahını ‘’tamahack’’ olarak kayda geçirmiştir. İlk örnekleri sap olarak kullanılan düz bir tahta parçası üzerine, her iki taraftan dışa taşacak şekilde, deri parçalarıyla bağlanıp sabitlenen uzunca bir taştan oluşan bu alet zamanla güncellendi ve Amerikan yerlileri arasında hem gündelik işlerde dahi kullanılan bir gereç hem de sembolik anlamlar taşıyan bir imge hâlini aldı. Avrupalı yerleşimciler sayesinde metal kesicilerle tanışan Amerikan yerlileri, metali Tomahawk için de kullandılar.

Bu otantik baltanın ön tarafı, ince-uzun bir balta ağzı denebilecek, nadiren de kazmaya benzer bir şekilde idi. Arka tarafı ise çekiç olarak kullanabilecek şekilde küt biten ya da kazmaya benzeyen sivri bir çıkıntı oluşturuyordu. İçi oyuk tahtadan yapılan saplar, küt olarak biten baş kısmın arkası ile uygun bağlantılanarak pipo olarak da kullanılıyordu. Bu da ‘’tomahawk’’ı, savaşı ve barışı iki ayrı tarafında toplayan ikonik bir cisim hâline getiriyordu. Amerika’ya göç eden yerleşimciler de bu işlevsel aleti kısa sürede benimsedi.

‘’Tomahawk’’ın şöhret bulmasında savaşların önemli bir yeri vardır.

1775-1783 yılları arasında gerçekleşen Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda (Amerikan Devrimi olarak da bilinir), Kıta Kongresi’nin, askerlerin ya kılıç ya da ‘’tomahawk’’ taşımasını istediği bilinmektedir. Ateşli silahların çok güvenilir olmadığı ve tekrar doldurmanın zaman gerektirdiği bu dönemde ‘’tomahawk’’, dönemin gelişmiş uygarlıkları arasındaki bir savaşta, adını kılıcın yanına yazdırmış oldu.

Sonunda ‘’atom bombası’’ kullanılan İkinci Dünya Savaşı sırasında, bazı Amerikan askerlerinin ‘’tomahawk’’ taşıdığı görülse dahi, teknolojik gelişme sonucunda ateşsiz silahların önemi azalmıştı.

En büyük iki değişken, zaman ve yer kabul edilir. Vietnam Savaşı sırasında ‘’tomahawk’’ kendisine uygun yeri bulmuştu. Sık bitki örtüsünde (jungle) yakın muharebelerin gerçekleştiği ve doğa ile de mücadelenin had safhaya ulaştığı ortamda yıldızı yeniden parlayacaktı. Belirtmek gerekir ki, tartışılmaz işlevselliğine ek olarak birleştirici ve motive edici sembolik bir unsur hâline gelmesi de söz konusudur. Kas gücüyle kontrol edilen silahların ve göğüs göğüse çarpışmanın bizatihi kendisi farklı bir kategori oluştururken buna kültürel mirasın ışığı yansır. Mohawk soyundan gelme ve İkinci Dünya Savaşı’na katılmış bulunan Peter La Gana, Vietnam Savaşı’nda kullanılmak üzere, 1966-1970 yılları arasında çok sayıda ‘’tomahawk’’ üretti. Giderek artan çok farklı çeşitleri ve teknolojik gelişmeyle değişen malzeme kullanımları söz konusu olsa da günümüzde üretilen pek çok ‘’tomahawk’’ aynı formdan esinlenmektedir.

Daha sonraki savaşlarda kullanılan bir füzeye (ilk olarak Körfez Savaşı sırasında kullanılmıştır) ismini vermesinin de yine psikolojik savaş boyutu bulunmaktadır.

İletişimin gelişmesiyle tüm dünyada tanınan bu özel ve karizmatik balta, bushcraft meraklılarının çoğalması ve ‘’tomahawk’’ atmanın yavaş yavaş spor hâline gelmesiyle giderek yaygınlaşmaktadır.

Taktik Kalemler (Tactical Pens): Her koşulda yazı yazmayı sürdürebilen, dövüşte silah olarak kullanabilecek sağlam metal gövdeleri olan, değişik tiplerde kalemlerdir. Genellikle cam kırıcı barındırırlar. Çok fazla çeşidi olmasına karşın bazılarının içinde ince bıçaklar da bulunmaktadır.

Taktik Çakılar (Tactical Folders): Kurtarma çakıları da bu grupta yer alır. Taktik bıçaklarla benzer özellikler gösterirler. Bir çakı, ne kadar gelişmiş olursa olsun, benzer boyutlardaki tam kuyruklu bir bıçak kadar sağlamlık ve dolayısıyla güvenilirlik sağlayamaz. Buna karşın çakılar; hafiflik, taşıma kolaylığı ve zaman zaman çoklu namlu veya entegre aparatlar gibi işlevsel nitelikleri ile tercih edilirler. Çok fonksiyonlu çakılarda tel kesiciler ve cam kırıcılara yaygın olarak rastlanır. Taktik çakılarda, bunlara ek olarak, taşınan diğer silahları söküp takmaya ve bakımını yapmaya yönelik (tornavida uç setleri) aparatlar da görülebilir.

Taktik çakıların tek elle ve hızlı şekilde açılmaları üzerinde durulur. Otomatik çakılara da sıklıkla rastlanır.

Dövüş çakıları kategorisi içinde ‘’kelebek çakılar’’dan da bahsedilebilir. ‘’Butterfly çakılar, ‘’Balisong’’ ya da ‘’Batanga’’ olarak da bilinirler. Değişik açılışı olan uzun ince çakılardır. Birbirine entegre İki sap kanadı ve bir namludan oluşurlar. Kapalıyken namluyu ortalarında gizleyen ve yüz yüze bakan iki sap kanadı sırt sırta geldiğinde çakı açılır ve namlu sabitlenir. Tek saptan tutulduğunda namlu ve diğer sap hareket kazanır ve aldatıcı hareketler yapılabilir. Günümüzde daha çok koleksiyon çakılar kategorisinde değerlendirilmektedir.

Taktik ekipmanlar ile hayatı idame ekipmanları yakın akrabalığa sahiptir. Bir sonraki başlıkta, bu başlık içinde listelenebilecek unsurlarla karşılaşılması mümkündür. Tam tersine bu başlık içindeki kimi unsurlar, aşağıdaki başlığa kaydırılabilir.

Hayatı İdame Bıçakları ve Kamp Bıçakları (Survival Knives and Camping Knives)

Dış mekân (outdoor) bıçaklarıdır. Yukarıda değinildiği gibi, hayatı idame bıçaklarının, ordu bıçaklarıyla yakın akrabalığı bulunmaktadır. Kolay taşınan ve hayatı sürdürmek için gerekli unsurları taşıyan veya bunları inşaya yarayan temel aletlerdir.

Genel anlamda bir hayatı idame bıçağı tahayyül edildiğinde şunlar söylenebilir: Çoğunlukla, farklı donanımları bir arada barındırırlar. Bu donanımların bir kısmı (sırt testeresi, cam kırıcı, kordon ve benzeri entegrasyon delikleri, kanca şeklinde kesici vb.) bıçakla bütünleşik olabilir. Bazıları ise [en başta bileme aparatı ve ateş başlatıcı olmak üzere; kordon, iğneler, misina, pusula, düdük, dezenfektan, neşter, tel testere, kalem, cımbız, ayna, büyüteç, cetvel, karabina (carabiner) vb.], kılıfa entegre edilebilir hatta (bıçağı zayıflatmak pahasına) sap içinde oluşturulan bölümde taşınabilir.

Bıçakların sağlamlığı oldukça önem kazanmıştır. Böylelikle; uç yapılarında, genellikle, yuvarlak uca (drop point) ve ağız açımlarında, çoğunlukla, düz (flat) veya dışbükey (convex) yapıya rastlanır. Tam kuyruk (full tang) yapılar tercih edilmektedir.

Sap kısımları kolay ve sağlam kavranabilecek ergonomiye sahip olmalıdır. Sap malzemeleri bıçağın kullanılacağı ortam şartlarına dayanıklı seçilmelidir. Sentetik malzemelerde, bıçağın kaybolmaması için doğada az rastlanan renkler (örneğin turuncu) tercih edilebilir.

Hayatı idame bıçakları kategorisinde aşağıdaki ayrımlara gidilebilir:

Bushcraft Bıçaklar (Bushcraft Knives): Mümkün olduğu kadar sadedirler. Çok fazla aksesuar barındırmazlar. Profesyonelleşmenin getirdiği çeşit ve sınıfların bir yana bırakılarak ‘’primitif’’ ortak ata anlayışına ulaşma çabası gözlenmektedir. Her işe yetebilecek ‘’tek bıçak’’ arayışının ürünüdürler. Hatta bıçağın imalatına kadar nüfuz eden DIY (Do İt Yourself-Kendin Yap) yönelimi bulunmaktadır. Malzeme seçiminde de bu yönelimin izleri görülmektedir.

Yapımında; paslanır, yarı paslanır, paslanmaz ve toz metal çelikler kullanılabilmektedir. Birbirine galebe çalabilen yönleri olan bu sınıflardaki her bir çeliğin hangisinin kullanıldığı da optimizasyon gerektirir. Çelik tercihinde işlevsel, ekonomik ve insan faktörü diyebileceğimiz duygusal nedenler rol oynar.

Bushcraft sözünün birebir çevirisi ‘’çalı sanatı’’ anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bir ‘’bushcraft’’ bıçağın öncelikli kullanım alanı, güvenliğin ve av etlerinin bir adım önüne geçen, ahşap objeler olacaktır. Böylelikle, drop point uç yapısı ile dar ve sıfır ağız açımı yaygın olarak kullanılır. Çünkü dar açı bıçağın kuvvetini artırır, sıfır ağız açımı ise bilemede açı tutturma zorluğunu ortadan kaldırır.

Zaman zaman tercih edilen dışbükey ağız açımı, son derece kuvvetli ve işlevseldir fakat bilemesi ustalık gerektirir. Sıfır olmayan geniş ağız açımları kullanılarak diğer işlevler lehine optimizasyona gitmek de mümkündür hatta açı tutturma zorluğu bir yana, bileme sadece bileme çizgisi üzerinde yapılacağından (sonrasında genel düzeltmeyle ağızdaki küçük üçgenin giderek kalınlaşması giderilebilir) daha kolay bile gerçekleştirilebilir. Sıfır ve geniş açımlarda namlu daha dirençsizleşecektir. İçbükey açım ise çok fazla tercih edilmez.

Sırt kısmının ‘’batoning’’e (Bıçağın keskin kenarının kesilmesi istenen objeye yaslanması ve bıçağın sırt kısmına bir sopa yardımı ile vurulması sonucu bıçağın balta işlevi görecek şekilde kullanılması) uygun kalınlıkta ve yapıda olması tercih edilir. Ağırlık dengesinin uç kısma kaydırılması ve bunun savurma hareketlerine yardımcı olması istenirse, genellikle, dar tutulan keskin kenar başlangıcı ve daha kalın tutulan burun arasında, bileme kolaylığını bozmayacak eğik doğrular kullanılır. Aynısı çoğu zaman sırt için de geçerlidir. Yani bıçağın eni uca doğru (uç noktasına doğru incelmenin başladığı yere dek) genişler ve bu genişleme sırasında kıvrımlardan kaçınılır. Aynı şekilde, asimetrik ve kombine ağız açımları da tercih edilmez.

Ateş başlatıcı çubuk kullanılırken keskin kenarı tahrip etmemek için, inceltilmiş sırt kısmın ya da jimping (balçağa yakın yerde gövde arkasındaki kavramaya yardımcı çentikler) ve benzeri çentiklerin kullanılması söz konusudur.

Ele iyi oturan ergonomik sap yapıları tercih edilir. Yanal desteği yeterli yumuşak kıvrımlı saplar yaygın olarak kullanılır. Orta ön kısmı bombeli saplar karakteristik özellikleri arasındadır ve bu bombe zaman zaman hafif şekilde de olsa orta arka kısımda da kullanılır. Balçak ve dip balçak kısımları, bıçağın elden kaçmasına imkân vermeyecek şekilde kalındır. Siper görevi gören tırnak (quillon) abartısız ama yeterli olarak tasarlanır.

Klasik boyut toplamda 20-25 cm kadardır. Daha kısası görülse de üzerine çok çıkılmaz. Bu boyut kolay taşınmakta ve kontrol edilebilmekte, sert çelik tercihlerinde bile kırılma riskini azaltmakta ve yeterli işlev sağlamaktadır.

Palalar (Machetes): TDK tanımı ‘’Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç’’ şeklindedir. Kavisli yapısı ve uç bölümünün genişliği sayesinde kolaylıkla savrulabilir. Savurma hareketlerinde sapın elden kaçmaması için, genelde, balçak ve dip balçaklar belirgindir. Palaların, oldukça fazla çeşidi bulunmaktadır. Aslen, ‘’balta girmemiş ormanlarda’’ ilerlemeye yarayan veya tırpan işlevi görebilen palalarla (ki bunlar defalarca savrulacağı için daha ince ve hafiftir), farklı işlevler görebilecek şekilde kalınlaşmış, uzamış-kısalmış ve çizgileri değişmiş olarak karşılaşılmaktadır. Tarım amaçlı kökenlere sahip palalar, zaman zaman silah olarak işlev görecek şekilde geliştirilmiştir. Palaların hem iş hem saldırı-savunma aleti vasıflarıyla hayatı idame konusunda önemli yerleri bulunmaktadır.

Söz gelimi, ‘’Bolo’’, Filipinler’de kullanılan büyük bir ‘’sık ağaçlı ve yüksek otlu orman (jungle)’’ bıçağıdır. Daha ince, daha kısa (35 cm civarında namlu uzunluğu) yapıdadır ve hem önlü hem arkalı uç kavisleri daha yuvarlaktır. ‘’Latin Machete’’ler ise daha uzun (45-50 cm namlu uzunluğu) ve daha kalındır. Uç kısımdaki kalınlaşma daha yumuşak gerçekleşir ve sırt kısmında belli belirsizdir.

‘’Kukri’’ (Bkz. Kült Bıçaklar) de günümüzde popülerlik kazanan bir paladır.

‘’Woodsman Pal’’, ise uzun çalışmalar ve araştırmalar sonucunda, Frederick Ehrsam tarafından 1941 yılında ortaya koyulmuştur. Ön yüzü, yukarı çıkıldıkça eni artan bir satır şeklindedir. Sırt tarafın uç kısmında ise orak benzeri bir yapı kullanılmıştır. Sap kısmında, balçak ve dip balçak arasında tam bir el siperi bulunmaktadır. Bu tasarım, Amerikan ordusunun dikkatini çekmiştir. ‘’Woodsman Pal’’, ‘’LC-14-B’’ olarak 2. Dünya Savaşı ve Vietnam Savaşı sırasında Amerikan ordusu tarafından yakın dövüş ve hayatı idame aleti olarak kullanılmıştır. Hâlen envanterde bulunmaktadır. Yaklaşık 30 cm uzunluğundaki namlusu ve 3,2 mm kalınlığında, yumuşak tutulan (HRC 47) karbon çeliği siyah oksit kaplıdır.

Bunlar dışında da çeşitli tasarımlarda palalar ile karşılaşmak mümkündür.

Scandi: Genel geçer bir kural olarak, Ekvator’a yaklaşıldıkça bıçakların kalınlaşıp büyüdüğü söylenir. Scandi de bu kurala uymaktadır. Scandinavian sözcüğünün kısaltması olan ‘’Scandi’’, İskandinav tarzını yansıtan dar ağız açımına sahip ince bıçakları ifade etmektedir. Çok büyük boyutlara çıkmayan ama sağlamlığın ön planda olduğu bu bıçaklar, kolay taşınıp kullanılma imkânını ve çok yönlü kullanıma elverişli yapıyı bir arada sunmaktadır. Dolayısıyla bir dış mekân tutkunu için cazip bıçaklardır. Ağız açımı olarak ‘’Scandi’’ teriminin kullanılması için lütfen ‘’ağız açımına göre bıçakların sınıflandırılması’’ adlı yazımıza bakınız.

Baltalar (Axes): TDK, baltayı tanımlamak için ‘’Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç’’ cümlesini kullanmaktadır. Çeşitli büyüklüklerde ve spesifik ağız yapılarında imal edilmektedirler. Sap malzemesi her zaman ahşap olmayabilir. Modern, darbe emici özellikte ve sağlam sap malzemeleri kullanılabilmektedir. Zaman zaman, özellikle küçük boy baltalarda, sağlamlık için (ağırlık pahasına) yekpare yapılar (bütünleşik baş ve sap) tercih edilebilmektedir. Bu baltalarda darbe emici olarak esnek sap malzemeleri kullanılmasına dikkat edilmektedir. Baş kısmında, darbeli kullanımlardan dolayı, nispeten yumuşak çeliklerin tercih edilmesi yaygındır. Baş kısımlarının arkası çekiç ya da kazma olarak kullanılmaya uygun şekilde imal edilir. Bıçaklar ve baltalar birbirlerinin görevini üstlenecek şekilde kullanılabilir. Yine de odun kırma ve ağaç kesme söz konusu olduğunda, baltalar işleri oldukça kolaylaştıracaktır. Bazı baltaların sap içleri yuvalıdır ve bu yuvada çoğunlukla testere gizlenir.

Baş kısmının ağırlığı 500 g ila 1,5 kg arasında değişen ve 8 ila 13 cm ağız uzunluğu bulunan küçük baltalar olan ‘’survival hatchet’’ler, kamp söz konusu olduğunda, kolay vazgeçilebilecek aletler değildir. Sırt kısımları, genelde, çekiç olarak kullanmaya uygundur. Deri yüzme, ateş hazırlama, kazık çakma ve benzeri işlerde elinizin altında bulunması kolaylık sağlayacaktır.

Testereler (Saws): TDK, testereyi, ‘’Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç’’ olarak tanımlamaktadır. Düzgün kesimler yapmak için testereye ihtiyaç duyulur. Kolay taşınabilmesi için ‘’katlanabilen’’ testereler yanında, ‘’kıvrılabilen’’ yapılarıyla zincir ve tel şeklinde testereler de bulunmaktadır.

Kürekler (Shovels): TDK, küreği ‘’Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç’’ biçiminde tanımlamaktadır.

Yayvan yapısı daha düzleşmiş, ebadı küçülmüş ve çoğunlukla katlanabilen yapıda kürekler de mevcuttur. Bunlara ordu (military-army) ya da asker (soldier) küreği denmektedir. Tahkim edevat küreği olarak da adlandırılırlar.

Söz konusu küreklerin, uç kısmı sivri tasarlanarak ‘’mızrak’’; yan kısımları bilenerek ‘’balta’’; yan kısımlarına diş açılarak ‘’testere’’ olarak kullanılabilenleri bulunmaktadır. Kürek başı, açılı şekilde sabitlenerek kazma olarak kullanılmaya da uygun olabilir. Bazılarında kazma olarak kullanılabilecek bir parça entegredir. Zaman zaman aynı sapa monte edilecek değişik başlara (balta, testere, kazma vb.) sahip parçaların kullanıldığı modeller de üretilebilmektedir. Arazide karşılaşılacak temel işlerde kullanılacak aletleri, kolay taşınabilecek şekilde, bir araya toplayan bu aletler oldukça işlevseldir. Ocak hazırlamadan mevzi kazmaya ve tuzak kurmaya kadar işlerde el altında bulunması yararlı olacaktır. Karlı şartlarda veya taşıtlarla yapılan seyahatlerde bir kat daha önem kazanabilirler.

Survival Çakılar: Hayatı idame kategorisinin katlanan bıçakları da katlanmayanlarla benzer namlu özellikleri sergilerler. Namluların bir bölümünde (genellikle alt kısmında) tırtıklı ağız yapısı ‘’partially serrated’’ kullanılabilir. Böylelikle kordonların ve sert cisimlerin kesimlerinde kolaylık sağlanır.

Başlıca aksesuarları ateş başlatıcı ve bileme aletidir. Sap kısımlarına entegre edilmiş kanca şeklinde kesiciler, cam kırıcılar yaygın olarak görülür. Kordon delikleri de yaygındır. Çok fonksiyonlu aletler, hayatı idame için gerekli donanımlar barındırdığından rağbet görmektedir. Sağlam kilitlere sahip olmaları gerekir.

Survival çakılar, taktik çakılarla yakın akrabadırlar.

AV BIÇAKLARI

Av bıçakları[1] kategorisinin odağında av hayvanları bulunmaktadır. Bununla birlikte mutfak ya da kasap bıçaklarından ayrılırlar. Çünkü bir av bıçağı, vahşi avları alt etmeye yarar (bu fonksiyonu büyük oranda geçmişte kalmıştır) ve vahşi hayatın içindeki avcının, macerası sırasında karşılaşılacağı çeşitli işlerdeki temel yardımcısıdır.

Değişik işlerde kullanılmak üzere farklılaşmış ağız, uç ve gövde yapılarıyla karşılaşılır. İçbükey ağız açımı yaygın olarak tercih edilir. Tüm çeşitlerde hijyen, önemsenir durumdadır. Bıçakların yapımında, korozyona dayanıklı ve antibakteriyel malzemelerin seçilmesine dikkat edilir.

Takımlar (setler) hâlinde topluca kullanıma sunulabilen, spesifikleşmiş özellikler barındıran farklılaşmış av bıçakları, aşağıdaki başlıklarda ele alınabilir:

Av-Avlanma Bıçakları (Hunt-Hunting Knives):Aslında kategori adıdır. Bu başlıkta, avda kullanılacak temel bıçak tarif edilmeye çalışılmaktadır. Avcı (hunter) bıçak olarak da adlandırılırlar.

Öncelikle bir nüansa dikkat çekmek gerekir. Ateşli silahların yaygınlaşmasından önce av, sivri uçlu-keskin kenarlı aletler ile gerçekleştirilmekteydi ve bu amaca uygun bıçaklar yapılmaktaydı. Ateşli silahların devreye girmesinden sonra da bu tarz avlanma kimilerince devam ettirilmektedir veya bu tarz bıçaklar, yaralanmış büyük hayvanlara öldürücü darbeyi vurmak amacıyla kullanılmaktadır. Başlıktaki av-avlanma bıçakları ayrımına gidilmesinin nedeni, av (hunt) başlığı altında toplanabilecek bu tür bıçakları (hunting cutlasses, pig stickers, bear killers, Arkansas toothpick gibi tür ve isimlerdeki) vurgulama amacı taşımaktadır. Bunlar büyük, ağır ve saplanma kolaylığı gözetilen bıçaklardır.

Avcı (hunter) vasfını kaybetmeden av ile ilgili temel işleri (öncesi ör. tuzak hazırlama sırası öldürücü darbenin gerçekleşmesi ve sonrasındaki (yüzme, doğrama vb.) becerebilecek ve açık arazideki türlü işlerde avcının yardımcısı olabilecek günümüz temel av bıçağının karakteristiği hakkında şunlar söylenebilir:

Çoğunlukla paslanmaz kategorisindeki çelikler tercih edilir veya namlu kaplanır. Namlunun kolay temizlenebilmesi ve pislik tutmaması için ince kumlamaya gidilir. Aynı mantığa ek olarak saplandıktan sonra takılmadan çıkabilmesi için, çok fazla çentik barındırması (sırtta testere dahil), ek alet taşıma imkânı bulunuyorsa, tercih edilmez. Büyük oranda ince uç (clip point) ve içbükey ağız açımı kullanılır… ‘’Bowie’’ tarzı namlular yaygındır. Sırt kısım, saplanma yetisine katkı sunacak ve kemik kırmaya elverişli şekilde inceltilir.

Sağlamlık için orta hattan ağız açımına gidilmesine (grind line bıçağın ortasında yer alır) sık rastlanır. Burun kısmı abartılı bombe taşımaz, işe yarayacak yuvarlak kısım için zaman zaman uç noktasının, bıçağın orta hattının gerisine atıldığı görülür.

Parmağı namludan koruyacak yeterli bir tırnağa sahip balçak kullanılması yaygındır. İnce işler için parmak yuvası görevi üstlenebilecek ‘’choil’’ çoğunlukla kullanılır.

Sağlamlık için tam kuyruk (full tang) aranmalıdır. Vurup kırma-parçalama için kuyrukları sap dibinden dışarı taşan (extended tang) bıçaklar uygundur. Sap malzemesinde ve şekillendirilmesinde de hijyene dikkat edilir. Av atmosferiyle barışık doğal malzemeler de tercih edilir.

Klasik optimizasyon genel olarak bu şekildeyse de farklı önceliklere yönelik optimizasyonlara gitmek elbette mümkündür.

Yüzme Bıçakları ve Çengel Şeklinde Kesicili Bıçaklar (Skinners and Gut Hook Knives): Deriyi delmeden yüzebilmek için yuvarlak hatlı (çoğunlukla drop point yapıda) ve çeviklik-kolay kontrol için küçük ebatlı bıçaklar son derece işlevseldir. Avın büyüklüğü veya işin inceliğine göre boy seçilir.

Hakimiyet sağlanmasına yönelik olarak, mümkün mertebe uç noktasına yakın bulunan kavramaya yardımcı olacak parmak yuvası ve yine parmakla sırttan destek için uygun ergonomi elzemdir. Ortam şartları düşünüldüğünde, bıçağın elden kaymasını engelleyen ve ince yönlendirmeleri garanti altına alan unsurlar gözetilmelidir. Av hayvanına göre, bıçak da büyüyebileceği için parmak yuvası görevi üstlenebilecek ‘’choil’’ ve balçağa yakın yerde gövde arkasındaki parmağın kaymasını engelleyici çentikler ‘’jimping’’ kullanılması gerekebilir.

Burun kısmında geniş kavise sahip ve sivri uca gereksinim duyulduğunda ihtiyaca cevap veren ‘’trail point’’ uç yapısına da yer verilebilmektedir.

Çoğunlukla içbükey ağız yapısı tercih edilir. Paslanmaz çelik ve ince kumlanmış namlu, hijyen açısından oldukça önem kazanmıştır. Sap malzemesi seçiminde de aynı anlayış geçerlidir. Yaygın kullanılan ve kontrolü öne çıkaran sap şekli, yeterli yanal desteğe sahip olmak kaydıyla yuvarlak hatlıdır.

Çengel şeklinde kesici (gut hook), genellikle, yüzme bıçaklarındaki yuvarlak uçlu (drop point) yapının sırtla kesişim noktasında yer alır. ‘’gut hook’’un tam çevirisi ‘’bağırsak kancası’’dır. Asılan av hayvanına geçirilen çengel şeklinde kesici, aşağı çekilerek görevini yapar. Böylelikle, av hayvanının içini tek hamleyle düzgün şekilde açmak mümkündür. Fermuar gibi işlev gösterdiğinden, ‘’gut hook’’ barındıran bazı modellere ‘’zipper’’ ismi de verilmiştir. İç organların çıkarılması ve karkas et elde edilmesinde pratiklik sağlar. Bunun yanında, kesilmesi istenen kaygan ve elastik organları da tak-çek yöntemiyle kolaylıkla ikiye ayırır.

Kemik Sıyırma (Boning) Bıçakları: Etleri kemiklerden ayırmak için kullanılan sivri uçlu, ensiz ve ince bıçaklardır. Keskinlik, minimum et zayiatı ve özellikle küçük avlarda işe yarayan esneklik açısından diş kalınlıkları azdır. Buna ek olarak ensiz-dar yapıları çevik dönüşlere izin verir.

Caping Knives: Av hayvanını, asıl olarak başını, bir av ganimeti olarak sergiye hazırlamak için gereksinim duyulan bıçaktır. Sivri uçlu, kısa (7-10 cm namlu uzunluğu) ve son derece keskindir. Neşterlerle paralel fonksiyondadır. Hassas kesimler yapmak, şekli bozmadan tahnite uygun olmayan kısımları ayıklamak için kullanılır. Dolayısıyla, kontrol için ergonomi önem kazanmıştır.

Satırlar-Av baltaları-Testereler (Cleavers-Hatchets-Saws): TDK tarafından satır, ‘’Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü’’ olarak tanımlanmaktadır. Kemiklerin kırılmasında, büyük av hayvanlarının parçalanmasında satırlar veya av baltaları kullanılmaktadır. Av baltaları, normal balta görevlerinden ayrılarak av ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir. Bilindik baltalara göre daha küçük ve incedirler. Deri yüzmek ve kesim yapmak için içbükey ağız açımının kullanıldığına da rastlanabilir. Testereler ise özellikle büyük avların, kemikleriyle birlikte daha düzgün şekilde parçalara ayrılmasına hizmet eder. Ölçülü ve düzgün kesim yapabilmeleri sayesinde tuzak ve barınak hazırlama gibi işlere de yardımları dokunur.

Mızraklar, Ok Başları ve Diğer Aletler (Spears, Arrow Heads and Other Tools): Ateşli silahlar öncesinde avda yer alan tüm gereçler [kılıç (sword); üflemeli ok-ağız tüfeği (blowgun); sapan (sling); yay (bow); mızrak (spear) vb.), günümüzde nadir de olsa, avda kullanılmaktadır. Bunlardan ok ve yay gibi bazıları teknoloji ile, tıpkı bıçak gibi, gelişmiştir. Çentikli ok başları tuzak hazırlamakta da kullanılmaktadır. Sapan ise bazı ‘’hayatı idame’’ bıçaklarına entegre edilmektedir.

Av Çakıları (Hunting Folders): Av kategorisinin katlanan bıçakları da katlanmayanlarla benzer namlu özellikleri sergilerler. Kullanım rahatlığı ve güvenliği açısından, sağlam kilitlere sahip olmaları elzemdir. Çok namlulu çakılar da tercih edilebilmektedir. İkinci namlu, çoğunlukla testeredir.

Şehir ve Günlük Kullanım Bıçakları (Urban and EDC)

Şehir yaşantısını kolaylaştırmak üzere tasarlanan, saldırı ve savunma özelliği büyük oranda terk edilmiş, zaman zaman mesleki kullanıma uygun hâle gelmiş bu bıçaklar da değişik kategorilere ayrılmaktadır. Öne çıkan kategoriler, kısaca, bu başlık altında sayılmaktadır.

Bunlar arasında günlük kullanıma uygun bıçaklar da bulunmaktadır. Bunlar ağır işlerde kullanılmayacak, taşınma kolaylığının gözetildiği bıçaklardır. Dolayısıyla, büyük çoğunluğunu çakılar oluşturur.

Belirtmek gerekir ki, sırt çantası (backpack) ya da seyahat (travel-hiking) bıçağı denilen bir sınıf popülerleşmeye başlamıştır. Bu sınıfı şehir sınıfı ile kamp sınıfı ortasında düşünmek mümkündür. Popülerleşmesinde, taşıma kolaylığına ek olarak kanunların da etkisi olduğu söylenebilir. Henüz ayrı bir forma ulaştığı söylenemeyecek bu sınıf içinde, çakıların dışında, boyun bıçağı (neck knife) gibi küçük ebatlı bıçakların tercih edildiği görülmektedir.

İş Bıçakları (Work Knives): İş bıçakları, geniş anlamıyla belirli bir işe yönelik spesifik özellikler kazanmış bıçakları ifade eder. Daha dar anlamıyla ise özellikle marangozluk ve el sanatları başta olmak üzere tamiratta ve benzerinde kullanılan bıçaklardır. Yarayacağı oyma ve kesme işlemlerine göre değişik boy ve şekillerde üretilirler.

Elektrikçi Bıçakları (Electrician Knives): Öncelikli görev olarak kabloları telleriyle beraber kesebilecek, kabloları sıyırabilecek-soyabilecek nitelikte bıçaklardır.

Çoğunlukla çakı olarak üretilirler. Bunun nedeni sadece kolay taşınabilmeleri değildir. Kablo soyma işlemi, iletkene zarar vermeden yalıtım malzemesini kaldırmaktır. Bu amaca uygun tasarlanan çakıların sap kısmında uygun noktaya açılan, değişik kablo boylarına uygun delikler ile katlanır mekanizmadan faydalanılarak soyma işlemi yapılabilmektedir. Ya da bu işlem için yaylı ve dolayısıyla hareketli ek mekanizmalar kullanılabilmektedir.

Elbette sap kısımlarının yalıtım sağlamasına dikkat edilmektedir.

Kablolarla uğraşırken karşılaşılabilecek tüm zorlukların üstesinden gelmeye yönelik donanımlar bir araya getirilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla, penseye sahip fonksiyonlu çakılar da elektrik işlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Kalem Bıçaklar (Pen Knives): Akıl karışıklığı oluşturabilecek bir kategori. Öncelikle belirtmek gerekir ki, ‘’pen knives’’ İngilizlerin kullandığı bir terim olarak tüm cep çakılarını ifade etmektedir. Daha spesifik anlamda, zıt yönlere açılan ikili çakıların veya bu çakılardaki küçük namluların adı olarak kullanılmaktadır. İnternet üzerinde ‘’pen knives’’ diye arama yaparsanız ‘’ballpoint pen knives’’ ismi verilerek ayrılmaya çalışılan ‘’bıçaklı kalemler’’ ile de karşılaşırsınız.

Geleneksel anlamı ise ortaya çıkışında saklıdır. Tüy kalemlerin kullanıldığı dönemlerde teleklerin şekillendirilmesi ve sivriltilmesinde kullanılan bıçakların çakı formuna dönüşmesiyle ortaya çıkmıştır. Yani ‘’kalemtıraş’’ vasfındadır. Kalem tutan ellerin kullandığı düşünüldüğünde ‘’gentleman folders’’ denilen kategorinin ilk örneklerinden kabul edilebilir. Günümüzde hâlen üretilmektedirler. Küçük, dar ve ince çakılardır. Karakteristik olarak mızrak uç (spear point) yapıdadırlar.

Doktor Çakıları (Doctor’s Knives): Seyyar doktorlar çağının mirası kabul edilebilir. Uzun ve ince bir çakıdır. Öncelikli görevi hapları ikiye ayırmak ve dar ağızlı şişeler içindeki şurupları karıştırmaktır. Dip balçağın geniş ve düz olan dibi, hapların ezilerek toz hâline gelmesine hizmet eder. Zaman içinde ikinci bir namlu kazanmıştır. Daha küçük olan bu namluda neşter veya spatula kullanıldığı görülür. İnce ve keskin neşter, invaziv girişimlerde gereklidir. Genellikle toz kaşığı ve dil bastıracağı olarak kullanılan spatula, yara tımarı için de hizmet görebilmektedir.

Anahtarlık Çakılar-Aletler (Keyring-Keychain Knives-Tools): Kendileri anahtarlık halkası (key ring) veya anahtar zinciri (key chain) taşımasalar da anahtarlığa takılabilecek boyuttaki aletlerdir. Büyük çoğunluğu çakıdır.

Beyefendi Çakıları (Gentleman’s Folders): İnce-uzun, zarif ve şık çakılar olmaları ortak noktalarıdır.

Hemen herkesin aleni şekilde kesici alet taşıdığı dönemlerde bıçak, statü farkı oluşturan bir nesne hâline gelmiştir.

Bir ‘’beyefendi’’ kaba saba bir bıçak taşıyamazdı ancak kesici aletten de vazgeçecek değildi. Buna ek olarak, günlük hayat içinde, kesici alete gereksinim duyduğu alanlar da daha ince işleri gerektirir şekilde farklılaşmıştı. Tüm bu unsurlar dikkate alındığında, kimlik değeri taşıyan bir aksesuar olarak ‘’Beyefendi Çakıları’’ ortaya çıkmış ve yaygınlaşmıştır demek mümkündür. Bu çakılar hâlen gündelik işlerde kullanıma cevap veren şık aksesuarlardır.

‘’Beyefendi Çakıları’’, işlevselliğinin yanında üstün malzeme kalitesi ve işçilik sayesinde, zamanının limitlerini gösteren, koleksiyon vasfındaki çakılardır. Ne yazık ki günümüzdeki tasarımlar çoğu zaman eski dönemlerdekilerin taklitlerinden oluşmaktadır.

Fonksiyonlu Çakılar (Multi Tools): Şehir başlığı altındaki bu başlık; EDC kavramına uyarlanmış, daha küçük ebatlarda üretilen ve kolay taşınabilen fonksiyonlu çakıları ifade etmektedir. Fonksiyonları, günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara-işlere yardımcı olabilecek sınırlılıktadır. Fonksiyonlu çakıların yanında, pratik çözümlere örnek teşkil eden ‘’Kredi Kartı Aletler’’ (Credit Card Tools) gibi yaratıcı fikirler de ortaya çıkarılmıştır.

Mutfak Bıçakları: Bu başlık altında son olarak mutfak bıçaklarına değinilebilir. Aslında, bıçak endüstrisinde önemli yeri bulunan mutfak bıçakları, işlevine göre şekillenmiş geniş yelpazesiyle başlı başına ayrı bir kategoriyi ve uzmanlığı ifade eder. Oldukça fazla çeşit söz konusudur. En, boy, kalınlık, biçim, ağız açımı, uç yapısı, kullanılan malzeme başta olmak üzere bıçakla ilgili tüm değişkenlerin devrede olduğu bir alandır. Belli başlı çeşitleri, detaya girilmeksizin, aşağıda sayılmaktadır:

Şef Bıçakları ve Santoku: Şef bıçakları büyük ve enli bıçaklardır. Yemek hazırlarken karşılaşılacak tüm görevlerin üstesinden gelebilecek niteliktedirler.

Santoku, üç erdem (three virtues) anlamına gelmektedir ki bu erdemler: Kesme-doğrama, kuşbaşı yapma ve kıyma şeklinde özetlenebilir. Keskin kenar gerisinde kalan sap ile parmaklar güvendedir. Kazara yaralanmaları önleyebilecek şekilde (pruner benzeri) uç yapısı taşımaktadır.

Utility Knife: Çok büyük olmayan, çoklu görevlere hazır ve hemen her işe yarayan bıçaktır.

Bunun dışında mutfak bıçakları kategorisinde şu alt başlıklardan söz edilebilir: Kemik sıyırma ve fileto bıçakları; mutfak makasları (kitchen shears); satırlar (cleavers); ekmek bıçakları (bread knives); soyma bıçakları (paring knives); biftek bıçakları (steak knives); Dilimleme bıçakları ve Nakiri Bocho…

Dalış ve Balıkçılık Bıçakları

Başat noktalar aşağıdaki şekilde ifade edilebilir.

Belki de sahip olması gereken en önemli özellik, paslanmaz nitelikte çeliktir. Tuzlu su başta olmak üzere olumsuz çevre koşullarına dayanıklı özel çelikler (H1, Vanax vb.) tercih sebebidir. Bunun yanında, aynı amaca yönelik olarak, çelik dışında materyaller de (titanyum gibi) kullanılır.

Sürekli ıslaklığa maruz kalınacağından kaydırmaz nitelikte sap malzemesi ve ergonomik sap gözetilir. Sap malzemesi, bıçağın suda batmamasına yönelik seçilebilir. Daha ötesinde, sapın, bıçağın su içinde asılı kalabileceği dengeyi sağlamasına çalışılabilir. Kamuflaj yerine onun tam tersi görünürlük esastır ve kolay fark edilebilecek renklerin kullanılmasına gayret edilir. Kılıfta da aynı özelliğe dikkat gösterilir. Bıçağın kılıfa ve kılıfın üzerinize sabitlenebilmesi son derece önemlidir.

Ağ ya da kordon kesmek veya balık temizlemek gibi işler için tırtıklı ağız yapısı elverişli olduğundan sıklıkla kullanılır. Aynı şekilde, çoğunlukla, kanca şeklinde kesiciye de yer verilir.

Balık temizlemek ve dilimlemek için fileto bıçakları ya da ince ve esnek kemik sıyırma bıçakları işlevseldir.

Dalış bıçaklarında, bıçağın kaldıraç olarak kullanmaya uygunluğu için künt uç noktası ya da keski uç (chisel tip) tercih edilebilir. Balık avına yönelik üretilen bıçaklarda, sallantılı ve kaygan ortamlarda kullanım dikkate alınarak, kazara yaralanmaların önüne geçilmesi için Wharncliffe veya benzer uç yapılarının kullanılması da söz konusudur.

Koleksiyon ve Fantezi Bıçakları

Kullanım ihtiyacından fazlasına kapı aralanmasıdır.

Koleksiyon bıçaklarında, ‘’ender olan değerlidir’’ ilkesi geçerlidir. Antikalar ve antika adayları, tarihsel değeri bulunan nadide parçalar; standart üstü el yapımı eserler; limitli üretimler bu türden bıçaklardır. Manevi değer söz konusu olduğu gibi maddi değer de gündemdedir. ‘’Kim tarafından, ne zaman, hangi amaçla, ne ortaya koyuldu? Kim kullandı?’’ gibi sorular önem kazanmıştır. İşlemeler-süslemelere varıncaya dek sanatsal işçilik ve bizatihi kullanılan malzeme (başlı başına koleksiyon değeri taşıyan objeler veya değerli madenler-mücevherler) sayesinde bıçak, koleksiyonluk bir parça hâline gelir.

Fantezi bıçaklarda sıra dışı tasarımlarla karşılaşılır. Maliyet analizleri geri planda kalmıştır. Çoğu örnekte görsellik işlevselliği baskılar. ‘’Dev çakılar’’ gibi ‘’grotesk’’ unsurlara da rastlanır.

Kült Bıçaklar

Bowie Knife:

Macera, kahramanlık, gizem, ilgi ve tarih… Bowie, bir bıçağı kült hâle getiren tüm özelliklere sahiptir ve Amerikan silah tarihinin en önemli figürleri arasında yer almaktadır. Aşağıda, Bowie hakkında verilen bilginin geniş tutulmasının nedeni, bıçak konusunda önemli olan iki unsuru vurgulamak içindir. Bunlardan birincisi, ihtiyaca göre şekillenen bir tarzın görsel ve işlevsel biçimde ortaya koyulmasıdır. İkincisi ise ortaya koyulan bu tarzın, atfedilen değerlerle, kültürel anlam paylaşımı sağlayan bir sembole dönüşebilme niteliğidir.

Bowie, günümüzde 15-35 cm namlu uzunluklarında üretilmektedir. Çağdaş örneklerin en belirgin karakteristik özellikleri arasında geniş koruyucu tırnaklar ve arkası geniş çentiğe sahip sivri uç (clip point) yapısı sayılmaktadır. Peki ilk Bowie nasıldı? Bu bıçak nasıl ortaya çıktı? Nasıl şöhret buldu?

Hikâye, Bowie’nin esin kaynakları hakkındaki tartışmalar devre dışı bırakılarak aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

Amerikan yerleşimcileri ve maceracılar tarafından kullanılan ilk av bıçaklarının çoğunun ilkel ve basit yapıya sahip olduğu; kılıçlardan, kasap bıçaklarından ve hatta kullanılmış törpülerden, yerel demirciler tarafından dönüştürüldüğü görüşü kabul görmektedir.

Bowie adı, bıçağın ortaya çıkmasını (Rezin Bowie) ve şöhret kazanmasını (James Bowie) sağlayan iki kardeşin soyadından gelmektedir. Rezin Bowie, bir av bıçağı olarak tasarlayıp demirci Jesse Clifft’e yaptırdığı bıçağı, daha önce vurularak yaralanan kardeşi James Bowie’ye güvenliği için vermiştir. En azından yaygın görüş bu yöndedir fakat tartışmalar devam etmektedir. Amerikan Bladesmith Society başkanlığı yapmış ve konuyla ilgili bir kitabı bulunan James L. Batson, bıçağı kimin yaptığının ve neye benzediğinin kimse tarafından bilinmediğini ifade etmiştir. ‘’Sandbar Fight’’ olarak tarihe geçen ve bıçağın şöhret kazanmasında büyük rolü olan 1827 tarihli olaydan 11 yıl sonra, 1937’de Rezin, orada kullanılan bıçağı kendisinin yaptığını açıklamıştır. Rezin’in mirasçıları tarafından, Rezin’in gözetiminde Clifft tarafından yapıldığı söylenmiştir.

Bu ilk bıçağın 23,5 cm namlu uzunluğuna sahip olduğu, meşe sapı bulunduğu, düz sırt taşıdığı ve geniş koruyucu tırnaklar içermediği dile getirilmektedir. Bir kasap bıçağı profiline sahip olduğu, kalın bir namlu taşıdığı, gümüş kakmalı siyah bir deri kılıfı bulunduğu rivayetler arasındadır.

Bıçağın orijinalinin (Bkz. ‘’Jesse Clift Knife’’ (https://relentlessknives.com/Bowie_Legend.html ) akıbeti muğlaktır. Mevcut görseli de bulunmamaktadır. Fakat James Bowie’nin 1828 yılında Philadelphia gezisinde Henry Schively’e, Rezin Bowie için yaptırdığı bir bıçak söz konusudur. Bu bıçak, orijinal Bowie’den yola çıkılarak yapılmıştır ve daha süslü bir örneği olduğu düşünülmektedir. Yaklaşık 25,5 cm uzunluğunda namlusu bulunmaktadır. Damalı abanoz sapa, gümüş balçaklara sahiptir. Rezin Bowie, bu bıçağı arkadaşı Jesse Perkins’e 1831 yılında hediye etmiştir. Daha sonra Mississippi Tarih Müzesine bağışlanan bıçak Schively-Perkins Bowie Knife olarak bilinmektedir. Günümüze ulaşan ender ilk örneklerden olan ‘’Searles Knife’’ da ‘’Jesse Clift Knife’’ profiline benzerdir.

Fazla detaya girmeden, bıçağın aynı yıllarda farklı kişilerce yapılan değişik versiyonları bulunduğu söylenebilir. James Bowie’nin de 6 Mart 1836’da ‘’Alamo Muharebesi’’nde ölünceye dek farklı bıçaklar taşımış olması muhtemeldir. Hatta ”Alamo Muharebesi”nde kullandığı bıçağın George Wostenholm tarafından yapılmış bir Bowie olduğu da söylenmektedir. Tartışmasız olan, Bowie olarak bilinen bıçağın sahip olduğu şöhreti James Bowie’ye borçlu olduğudur.

Sandbar Mücadelesi (SandbarFight): Mississippi Vidalia’da gerçekleşen, hakkında kitaplar yazılan bir olaydır. Bir düello, çatışmaya dönüşmüştür. 19 Eylül 1827 yılında Samuel Levi Wells ve Dr. Thomas Maddox arasında bir düello gerçekleşmiştir. Ateşli silahlardan sonuç alamayan her iki taraf el sıkışırlarken Maddox’un beraberindeki grup, aralarında James Bowie’nin de bulunduğu Wells’in grubuna ateş açmıştır. Ciğerinden vurularak yere düşen ve hasımları Norris Wright ve Alfred Blanchard tarafından kılıçtan (swordcane) geçirilen James Bowie, son bir gayretle Wright’ı yakalamış ve kalbine ‘’büyük bir bıçak’’ saplayarak hayatını sonlandırmıştır. Bu epik sahne, şahitler tarafından mektup yoluyla veya gazete demeçleriyle geniş kitlelere taşınmıştır.

Bıçağın tarifinde kullanılan ifade genellikle, ‘’büyük bir kasap bıçağı’’ olduğu şeklindedir. ‘’Garip şekilli ve ürkütücü bir bıçak’’ olduğu yönünde de tariflere rastlanmaktadır. Ateşli silahların isabet oranının düşük olduğu söz konusu yıllarda, savunma için yedek silah olarak bir bıçağın bulundurulması benimsenmiştir. Etkili ve güvenilir bir silah olarak Bowie’nin ününün yayılmasıyla birlikte, kullanımının öğretildiği okullar dahi açılmıştır. ‘’Sandbar Mücadelesi’’nden sonra, Louisiana’daki Natchitoches Kızılderilileri sözcüsünün anlatımına göre, ülkedeki tüm çelikler Bowie’ye dönüştürülmüştür.

Ülkedeki demirciler ve 1830’lu yılların başlarından itibaren Sheffield gibi bir firma (ki bu İngiliz firması Amerikan kesici endüstrisini domine etmekteydi) Bowie bıçakları üretmeye başlamışlardır. 20-30 cm namlulu birbirinden değişik yapılardan söz edilmekle beraber, yavaş yavaş günümüzde Bowie denilince akla gelen form standartlaşmaya başlamıştır. Bunun içinde; geniş koruyucu tırnaklar, sırtta içbükey çentiğe sahip sivri uç yapısı (clippoint) ve simetrik sap kısmı da yer almaktadır. Ucun arka tarafı da bilenmeye başlanmıştır. Kullanıcıların, geniş koruyucu tırnaklardan rahatsız olup bunları kestikleri de rivayetler arasındadır.

James Bowie, Texas Devrimi’nde savaşması ve ölmesinden (Alamo Muharebesi) dolayı ”kahraman” olarak anılmaktadır. Bowie ve bıçağının önemli figürler olarak birlikte sahne aldıkları son hikâye budur.

Bexar Kuşatması (Aralık 1835) sırasında duvarların ve çatıların kazılmasında kullanılan Bowie bıçaklar, yakın muharebede düşmana (Meksikalılar) karşı da kullanılmıştı. Birkaç ay sonra Meksika ordusu gelip (Alamo Muharebesi 23 Şubat-6 Mart 1836) bölgeyi ele geçirdi fakat destansı bir direniş sergilenmişti. 150-200 kişi 1800-6000 kişiye karşı durmuş 600 ila 1600 kayıp verdirmişti. Meksika ordusu komutanı General Antonio Lopez de Santa Anna, 6 Mart sabahı duvarları yıkmayı başaran askerlerine ”esir alınmamasını” emretmişti. Sağ kaldığı bilinenler Susannah Dickinson ve bebeği Angelina idi. Onlar da Santa Anna tarafından Gonzalez’deki Houston kampına bir uyarı için gönderilmişlerdi, ‘’Devrimi kim sürdürürse Alamo’da ölenlerin kaderini paylaşacaktı’’. Bu ters tepecek bir davranıştı. Alamo’da sergilenen destansı direniş ve düşmanın acımasızlığı, Teksaslıların daha hızlı ve kararlı örgütlenmesini getirecekti. Nitekim 21 Nisan 1836 yılında San Jacinto Savaşı ile bağımsızlıklarını kazandılar. Toplumsal hafızada hâlâ yer etmiş bulunan ve defalarca filme alınan Alamo Muharebesinin baş aktörlerinden biri elbette Bowie bıçağı idi.

Bowie’ler savaşta kullanılan bir bıçak özelliği kazanmıştı. Kontrol altına alınması için atılan adımlar (Tennessee’de, satılması ve kullanılmasının 1838’de yasaklanması gibi) sadece daha fazla ilgi görmesine neden oluyordu.

Bıçakların büyük çoğunluğu İngilizler tarafından üretiliyor ve üstlerine Amerikan vatanseverliğine uygun sloganlar (baskı veya asit ile) yazılıyordu.

Meksika-Amerika Savaşı (1846-1848) sırasında yine Bowie kullanılıyordu. Bunun yanında, Teksas Ranger’ları Colt silahlarının yanında Bowie de taşıyorlardı.

Amerikan İç Savaşı (1861-1865) sırasında Bowie’ler de karşı karşıya geldiler. Konfederasyon askerleri geniş ve uzun (Crude Bowie) Bowie’ler, Birlik askerleri ise Sheffield Bowie’ler kullanıyordu.

Çok yönlü kullanıma uygun ve klasikleşen yapısı yanında, önemli şekilde, sembol niteliğinde olan Bowie hâlen rağbet görmektedir. Vietnam savaşında tarzını yenilemiş ve tüm dünyadaki bıçak üreticilerini etkilemiştir. Bowie’nin yaygınlaşmasında Hollywood’un da hakkını teslim etmek gerekir, tabii, özellikle de John Wayne ve Slyvester Stallone’un.

Kukri:

Khukiri olark da yazılmaktadır. Orijinleri milat öncesinde aranan ‘’Gurkha’’ aletidir. Çoğu pala gibi aslen tarımsal hayatın ve ilkel yaşamdaki günlük işlerin yardımcısıdır. Bununla birlikte savunma söz konusu olduğunda etkili bir silah hâline gelebilmektedir. ‘’Kukri’’, savaş ile anılır olmuştur.

Antik Yunan kılıçlarından ‘’Kopis’’ ile bağlantılar kurulmaktadır. Büyük İskender’in askerlerinin 4. yüzyılda Hindistan’a ulaştırdığı ‘’Machira’’nın Kukri’ye dönüştüğü görüşü de dillendirilmektedir. Pratik ihtiyaçlara ve taşındığı kültüre göre yeni form kazanmış olduğu söylenmektedir. Bir başka görüş ise antik Japon kılıçları ile bağlantısı olduğu yönündedir.

Günümüzdeki ‘’Kukri’’ye en yakın formun ilk örnekleri 13. yüzyıla, Malla hanedanlığı dönemine aittir. Arkaik örneklerinin ‘’Kirati’’ bıçakları olduğu düşünülmektedir. Dışarıdan bir esin taşımaması, otantik forma sahip olması da muhtemel görünmektedir. Nitekim form benzerlikleri evrensel olan fizik kanunları ile açıklanabilmektedir.

‘’Kukri’’, Nepal savaş palası olarak bilinmektedir. Ne var ki, 1814-1816 İngiltere-Nepal Savaşı öncesinde bir savaş aleti olarak kullanıldığına yönelik kayda rastlanmamaktadır. Gurkalı askerler İngilizlere karşı savaşta bu aleti de silah olarak kullanmışlardır. Cephe gerisinde iş görmeye yarayan ve ürkütücü görünümüyle savaş alanında cesaretle sallanan ‘’Kukri’’, destansı şöhrete kavuşmuştur, efsanelere konu olmuştur.

Bu pala üzerindeki her unsurun spesifik bir adı bulunmaktadır. Bu unsurlardan en göze çarpanı, sap ile namlu arasını ayıran ‘’kaudi’’ denilen çentiktir (choil). 3 rakamına benzetilebilecek bu çentiğin klasik işlevleri yanında (Kesmeye saplayarak başlamak, namludan sapa doğru kan akışını durdurmak, parmak desteğine yer açmak, bileme kolaylığı için rahat alan ve açı elde etmek, düşman silahını kavramak, kaldıraç olarak kullanmak vb.) ‘’kutsal ineğin toynağı’’nı temsil etmesiyle kültürel boyutu da bulunmaktadır. Düşmanın dikkatini tek noktaya toplamaya yaradığı da söylenmektedir.

Kukri, kalın ve ağır yapısı, ağırlık dengesi ve kavisinin yardımı ile balta gibi savrulabilmekte ve kavisli ağzı sayesinde orak gibi kesim yapabilmektedir. İçbükey keskin kenar çizgisi oluşturacak şekilde kambura sahiptir. Tıpkı ‘’Karambit’’te olduğu gibi, kesilecek nesneyi kavrar ve çekme hareketini de kesici kuvvete dönüştürür. Saplanabilme kabiliyeti oldukça düşüktür.

Günümüzde popülerlik kazanan ‘’Kukri’’nin farklı boylarda ve farklı uç yapılarında üretimlerine rastlanmaktadır. Çağdaş üretimlerde birbirinden farklı çelikler kullanıldığı gözlemlenmektedir. Buna karşın, boyu uzayan bıçağın kırılmaması için çeliğin yumuşatılmasına veya yapımında yumuşak çelik tercih edilmesine yönelik prensip işletilmektedir.

Karambit:

Talon (Bkz. ‘’Uç Yapısına Göre Bıçakların Sınıflandırılması’’ başlıklı yazımızın ‘’Pruner-Hawkbill-Talon’’ başlığı) yapısı temelinde şekillenen özel bir bıçağın adıdır. Endonezya’dan 11. yüzyılda Güneydoğu Asya’ya (Özellikle Malezya ve Filipinler’i zikretmek gerekir) yayılan tarım orijinli bıçak, evrim geçirerek dövüş bıçağı hâline gelmiştir. Kaplan pençesinden esinlenen ‘’Karambit’’; küçük ebatlı, kıvrımı sap dahil devam eden, ergonomik saplı, sap sonunda parmak geçebilecek deliği (retention ring) olan bir bıçaktır.

İlk örneklerinin sap dibinde tutma delikleri (retention ring) bulunmamaktadır. Günümüzde ise bu deliklerin, sap dibinden sonra balçak kısmına da eklenmeye başlandığı görülebilmektedir.

Güneydoğu Asya’ya özgü yakın dövüş sanatlarında kullanılan silahlardan biridir. Bu sanatların ve ‘’Karambit’’in birbirini etkileyerek geliştikleri söylenmektedir.

Çekerek kesme hareketlerinde bilekte zorlayıcı yük oluşmamaktadır. Bıçak, taşıdığı kıvrımla birlikte çevik yapıdadır. Delikleri sayesinde elden kaçmayacak şekilde kavranabilmekte ve çevrilebilmektedir. Bu anlamda hızlı pozisyon değişikliklerine uygundur.

‘’Karambit’’, saldırı açılarını artırmaktadır. Hasmın arkasında kalan saldırı noktalarına (böbrekler vb.) da kolay erişme imkânı tanımaktadır. Arterleri, eklemleri ve tendonları yakalayarak kesebilmektedir.

Tüm bu avantajlarına karşı itilerek saplanabilme yetisi düşüktür. Bir pençe gibi, takıp çekerek kesmeye uygun formdadır.

Doğadan esinlenmesi, dövüş sanatları silahı olarak kullanılması ve yırtıcı görünümüyle karizmatik ve popüler bir bıçaktır.

Puukko:

Sami halkına atfedilen bir Fin bıçağıdır. Yakut Türkleri tarafından kullanılan otantik bıçaklarla da benzerdir. Bin yıldan fazla geçmişe sahip görünmektedir. Fince ”puukotus” kelimesi ”saplama”; ”puukotta” kelimesi ise ”bıçaklama anlamına gelen filllerdir. ”Puu” ön eki ise ”ağaç” anlamındadır. Tüm bunlar göz önüne alınarak ”puukko”nun, bıçak denilince akla gelen, özel nitelikte bir oyma bıçağı olduğu söylenebilir. Yüzme dahil çok amaçlı kullanıma uygundur. Günlük işlerin hemen hepsine yardımcı olan bu basit ve pratik küçük bıçağın ünü, 20. yüzyıl ilk yarısındaki savaşlarla artmıştır.

En önemli alametifarikası, kesici kenarında tek kıvrımı bulunmasıdır. Bunun dışında ”puukko” Yuvarlatılmış bir sapa sahiptir. Genel olarak gizli kuyruk yapıdadır. Tipik özelliklerinden biri koruyucu tırnağının bulunmamasıdır. Hemen hemen sap uzunluğu kadar namlu uzunluğuna sahiptir. Hem erkekler hem kadınlar tarafından kullanılmaktadır ve değişik büyüklükteki ellere göre değişik genişlik ve uzunluklara (7-10 cm namlu boyu ve 1,7-2,3 cm namlu genişliği) ulaşır. İdeal bir oyma bıçağıdır. Değişik kullanım amaçlarına göre farklılaşan özellikler sergilemesi yani bazı özelliklerinin değişmesi sonucu bıçak, ”puukko ailesine” sahip bir bıçak olmaktan çıkmaz.

20. yüzyıldaki Ruslar ve Finler arasındaki savaşlarda bu bıçağın cepheye taşındığı görülmektedir. Özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında yaşananlar hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkündür. Süngülerin giderek küçüldükleri konusu, ilgili başlıkta belirtilmişti. 30 Kasım 1939-12 Mart 1940 tarihleri arasında Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasında yaşanan Kış Savaşı benzer bir gelişmeye sahne olmuştur. Savaş sonunda Fin askerlerden alınan geri besleme, mevcut süngülerin kullanışsız olduğunu gösteriyordu. Ateşli silahlar gelişmişti, süngülerin muharebe değeri azalmıştı ve zor taşınmalarının yanında muharebe dışı işler için çok kullanışlı değillerdi.

‘’Puukko’’ koruyucu tırnaksız yapısı ve klasik uzunluğu itibarıyla dövüş bıçağı olarak kullanılmaya çok uygun olmasa da askerler cepheye kendi ‘’puukko’’ bıçaklarını getiriyorlardı. Bir çağrı ya da ilana gerek kalmadan hemen hemen tüm askerler tarafından cepheye taşınmıştı ‘’puukko’’. Çok sayıda üretimi yapılıyordu. Bu bıçaklar kişiye ait olduklarından tam standartları bulunmuyordu ama normalden daha uzun namluya sahip oldukları söylenebilir. ‘’Puukko’’: Ateş hazırlamak, basit barınaklar yapmak ve kamuflaj sağlamak için ağaçları, dalları kesmek; konserve ve mektup açmak; sıkılırken tahta sopaları oymak; mutfak ihtiyaçlarına cevap vermek gibi çeşitli işler için askerlere hizmet etti. Yakın dövüşlerde de kullanıldı.

Alınan geri besleme sonucunda ”puukko” temel alınarak kısaltılan yeni süngü çalışmaları yapılmıştır. Fakat askerlerin, süngülerin ”puukko” bıçakları ile değişmesini talep etmesiyle bu çalışmalar son bulmuştur.

‘’Puukko’’ hâlen, tek tip düzenlemelere bakılmaksızın, askeri üniforma ile açıkça taşınabilen tek sivil madde olarak gösterilmektedir.

Çok işlevli küçük bir bıçak olan ‘’puukko’’nun rolü ve itibarı değişmeye başlamıştı. Savaşların yanı sıra Rusya İmparatorluğu olarak bilinen bölge ülkelerinde popüler bir sokak silahı hâline geldi. Bu nedenle çoğu yerde yasa dışı bırakıldı. Orijinal tasarımın amacı küçük ve işlevsel bir alet ortaya koymaktı. Buna karşın ”puukko” dan yola çıkılarak değişik savaş bıçakları tasarlanmıştır.

‘’Puukko’’ dünya çapında güvenilen ve aranan bir bıçaktır. Savaş bıçağı olarak oynadığı rol, çekiciliğini ve şöhretini artırmıştır.

Son not olarak belirtilmelidir ki ordu içindeki sivil parça olarak gösterilen ‘’puukko’’nun, Finlandiya kanunlarına göre de taşınmasında yasak bulunmaktadır. Ne var ki, küçük kız izcilerin üzerlerine varıncaya dek gündelik hayatın içinde olan ‘’puukko’’ için bu yasak uygulanabilir olmaktan ziyade formalite görünümündedir.

Nessmuk:

Amerika’daki doğal yaşam ve kamp öncülerinden, bilirkişi, yazar George W. Sears’ın (1821-1890) mahlası ”Nessmuk” olarak anılan yaprak şeklindeki bir bıçaktır.

‘’Nessmuk’’ wood drake (pek çok kaynağa göre Türkçe çevirisi ‘’erkek ördek’’ şeklindedir) anlamında olup, Sears’e avlanmayı ve kamp yapmayı öğreten Kızılderili’nin ismidir.

Bir doğasever olan Sears, vaktinin çoğunu doğada geçiren zeki bir gözlemciydi. Çoğu zaman tek başına yaptığı kamp ve geçişlerde işine yarayacak donanımları teknolojiyi dışlamadan tasarlama yoluna gitmiştir. Ufak tefek bir adam (150 civarı boy ve 45-50 kilo) olan Sears’ın, taşıyabileceği maksimum işlevselliği hedeflediği görülmektedir. Özel yaptırdığı alüminyum botu-kanosu bunun en büyük göstergelerinden biridir.

Günümüzde popüler olan ve Sears’ın lakabıyla anılan bıçak, kendisi için oluşturduğu üç parçalık kesici takımın üyesidir. Diğer parçalar ise çift ağızlı bir balta ve çift namlulu bir çakıdır.

Sears, kendi döneminin büyük ve ağır bıçaklarından mesela bowie’lerden hoşlanmıyordu. Hem kendi yapısına uygun hem de yaptığı kamp ve seyahatlerde daha işlevsel bir bıçak istiyordu. Tecrübeleri doğrultusunda ”Nessmuk” olarak anılan bıçağı tasarlamış ve kullanmıştır.

İnce, çevik ve dayanıklı bir bıçaktır. Balçaksızdır. Kamp sırasında karşılaşılan işlerin üstesinden az eforla ve kontrollü şekilde gelebilmeye yönelik tasarlandığı belli olmaktadır. Söz konusu kesici üçlü içinde kendisine daha çok kamp mutfağında rol verilmiştir. Yüzme işlerinde de başarılıdır.

En büyük alametifarikası sırtın uca yakın kısmında dışarı taşan bir kavis bulunmasıdır. Bu kavisin başlıca iki işlevi, savurma hareketlerinde kolaylık sağlamak ve uç noktasına destek vererek onun dayanıklılığını artırmaktır. Bıçağın el ile arkadan desteklenmesini kolaylaştırdığı, gövdesini daha güçlü hâle getirdiği ve hatta ilkel bir kaşık olarak hizmet görmesini sağladığı da söylenebilir.

Söz konusu kavis, bıçağın daha kaba işlerde kullanılmasına da (batoning gibi) imkân tanımaktadır.

Yaprak şeklindeki namlu, kavisli bir keskin kenar taşımaktadır. Balçaksız bıçakta, bu kavis sap kısmında içbükey devam ederek ‘’S’’ harfini andıran bir profil gösterir. Orijinalinin çizimlerinde sap kısmının ‘’taç boynuz’’dan imal edildiği görülmektedir.

Günümüzde pek çok yorumu ve çeşidi bulunmaktadır.


[1] 2521 Sayılı Yönetmelik’in 4. maddesi c bendi av bıçaklarını şu şekilde tanımlamakta ve tarif etmektedir: ‘’Av Bıçağı: Sadece avda kullanılan, av hayvanlarını kesmeye, yüzmeye, parçalamaya yarayan oluksuz, sırtı küt veya testereli bıçakları ifade eder. …Av bıçaklarının sırt kısmının yarı veya yarıdan fazlasının küt ya da testereli diğer kısmının kemik kırmaya ve av hayvanlarını parçalamaya yarayacak şekilde inceltilmiş düz veya meyilli ya da testereli olacak şekilde imali gereklidir. Bu özelliklere sahip olmakla beraber açılıp kapanabilir, susta mandalı olmayan ve sadece açılan namluyu kilitleme tertibatını haiz bıçaklar da av bıçağı sayılır.’’

Satın Al